Cejna Newroz Pîrozbê!M. Can YÜCE / Bijî Newroz! Öncelikle halkımızın Newroz Direniş Bayramı Kutlu Olsun! Newroz,… |
Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına… |
Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!M. Can YÜCE /ırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına… |
BİZE VURDUKLARINIZ DÖNER SİZİ DE VURUR!Dursun Ali Küçük-29-12-2011ORDU BİRKEZ DAHA İNSANLIK SUÇU İŞLEDİ Yeni yıla Türk savaş uçakla… |
35 kişi toprağa verildiUludere'nin Ortasu (Roboski) Köyü'nde savaş uçaklarının bombardımanı sonucu katledilen 35 yurtt… |
F-16 bombası!Umarız, Uludere'de tarihe düşen 'kara leke', Başbakan Tayyip Erdoğan için yeteri ölçüde uyarıcı… |
Kürkçü: Bedelini ödetmeyen namert olsunRoboski Köyü'nde gerçekleştirilen katliam Mersin, Osmaniye ve Hatay'da protesto edildi.Uludere'… |
Kürt hareketinden tepkiler(30.12.11) – Türk sermaye devletinin Uludere'de gerçekleştirdiği katliama yönelik tepkiler sürü… |

M. Can YÜCE / Bijî Newroz! Öncelikle halkımızın Newroz Direniş Bayramı Kutlu Olsun! Newroz, Direniştir; zalime, zulme, sömürgeciliğe ve despotizme karşı direniş ve zaferi simgeliyor! Newroz, aynı zamanda, Mazlum Doğan’la birlikte çağdaş, devrimci,...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!Çok açık ki, 35 insanımızın hunharca katledilmesi, ne bir “Operasyon kazası”, ne de bir...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / TC Başbakanı R. T. Erdoğan, Dersim Katliamı üzerine yaşanan tartışmalar vesilesiyle Dersim’de bir katliamın gerçekleştiğini, daha önce açığa çıkan bazı resmi belge ve fotoğrafları göstererek...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / Kürt halkı direniyor, öteden beri bilincinde ve bilinçaltında oluşan temel istemler doğrultusunda önemli bir direnç gösteriyor, bütün bunların ağır bedellerini ödemekten de çekinmiyor… Bu, bir olgu ve...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / ( Bir yıl önce yazdığım makale bugün için de günceliğini koruyor. 14 Temmuz Direnişini bir kez daha selamlıyor, şehitlerini saygıyla anıyorum... 13 Temmuz 2010) 14 Temmuz Ölüm...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / 12 Haziran Seçimlerine büyük bir anlam atfediliyordu, önemli sonuçları olabileceği vurgulanıyordu. Bir bakıma bu değerlendirmeler boşuna değildi. Egemenler cephesindeki güç dengeleri ve ilişkileri, bunların kaderi ve...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!Çok açık ki, 35 insanımızın hunharca katledilmesi, ne bir “Operasyon kazası”, ne de bir...
Devamını oku...
Dursun Ali Küçük-29-12-2011ORDU BİRKEZ DAHA İNSANLIK SUÇU İŞLEDİ Yeni yıla Türk savaş uçakları, ordu ve hükümetin katliamı, Kürtlere siyasetin fiilen yasaklandığı, parti kapatmanın gündeme geldiği, gerilla güçlerine karşı nokta operasyonları ve...
Devamını oku...
Uludere'nin Ortasu (Roboski) Köyü'nde savaş uçaklarının bombardımanı sonucu katledilen 35 yurttaş Güzelyazı Köyü'nde yan yana açılan mezarlara 30 bini aşkın yurttaş tarafından toprağa verildi.ŞIRNAK - Şırnak'ın Uludere (Qileban) İlçesi'ne bağlı...
Devamını oku...
Umarız, Uludere'de tarihe düşen 'kara leke', Başbakan Tayyip Erdoğan için yeteri ölçüde uyarıcı olur.CENGİZ ÇANDAR / RADİKAL Türkiye, 2011 yılını kara, kapkara bir leke ile noktaladı. Şırnak Uludere’de ‘İHA’lardan (İsrail yapımı...
Devamını oku...
Roboski Köyü'nde gerçekleştirilen katliam Mersin, Osmaniye ve Hatay'da protesto edildi.Uludere'de gerçekleştirilen katliama tepkiler devam ediyor. Mersin'de ise Akdeniz İlçesine bağlı Güneş Mahallesi'nde bulunan Akdeniz Belediyesi Sosyal Tesisleri önünde bir araya...
Devamını oku...
(30.12.11) – Türk sermaye devletinin Uludere'de gerçekleştirdiği katliama yönelik tepkiler sürüyor. Kürt hareketi cephesinden yapılan açıklamalarda katliamın “operasyonal bir hata” olmadığına ve planlı olarak gerçekleştirildiğine vurgu yapıldı. KCK: Katliam tamamen planlı KCK...
Devamını oku...
Tarihi Kürt halkına dönük sayısız vahşet ve katliamla dolu olan Türk sermaye devleti, bu kanlı siciline bir halka daha ekledi. Türk ordusuna bağlı savaş uçakları Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Roboski...
Devamını oku...
Kuzey Irak sınırında F-16'lar kaçakçılık yapan köylüleri bombaladı. 35 kişi öldü. Sağ kurtulan Servet Encü, "Asker yolumuzu kesti ve bombardıman başladı" dedi.F-16 savaş uçakları, İnsansız Hava Araçları’ndan (İHA) gelen görüntüler...
Devamını oku...
Dün dağda öldürülen o insanların sırtına vurdumduymaz politikaların semeri vurulmuş, ne gam!CÜNEYT ÖZDEMİR / RADİKAL Bahman Gobadi büyük yönetmen. Eğer o 2000 yılında Sarhoş Atlar Zamanı adlı filmi çekmeseydi dün dağlarda...
Devamını oku...
Gerici savaş ve saldırganlık cephesini durduralım! Sermaye devleti Kürt hareketine yönelik olarak bir dönemdir tırmandırdığı saldırganlığı yeni bir evreye ulaştırmış bulunuyor. Hakkari Çukurca’daki gerilla saldırısının ardından Güney Kürdistan topraklarına yönelik kapsamlı...
Devamını oku...
Halk yaralarını kendi sarıyor!< (24.10.11) - Van'da dün meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından ortaya çıkan yıkımın bilançosu her geçen saat büyüyor. Merkez üssü Van'ın Erciş ilçesi olan ve bölgedeki 13 ilde...
Devamını oku...
Devrim davası bu ülkede onlar gibi yiğit, fedakar ve adanmış devrimcilerin omuzlarında büyüdü, bugünlere taşındı!... Mare nostrum En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan Fırlayarak... En...
Devamını oku...
V. I. Lenin İşçi yoldaşlar! Bütün ülkelerin işçilerinin bilinçli bir hayat için uyanışlarını; insanın insana zulüm ve baskısına karşı mücadelede, milyonlarca emekçiyi açlık, yoksulluk ve rezillikten kurtarma mücadelesinde birlik...
Devamını oku...
Bir proleter bayram gününü, sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya’da doğdu. Avustralyalı işçiler, 1856’da, sekiz saatlik işgünü lehinde gösteriler yaparak,...
Devamını oku...
İşçiler, emekçiler! İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşıyor. İşçi sınıfı ve emekçiler bu yıl da dünyanın dört bir yanında baskı, sömürü ve kölelik...
Devamını oku...
Devrime adanmışlığın ve siper yoldaşlığının manifestosu! Türkiye’de ‘60’lı yıllar sosyal-sınıfsal hareketliliğin kabardığı, gençlik hareketinin de yığınsal ve devrimci şiarlarla boy gösterdiği bir dönem oldu. Dönem içerisinde sol hareket de...
Devamını oku...
Sadık Varer - Diyelim ki ‘mahallenizde’ bir çatışma var. Çatışan gruplardan biri zayıf diğeri güçlüdür. Bu durumda, vicdanınızın sesine uyup zayıfın yanında yer almak isteyebilirsiniz, ama akılcı...
Devamını oku...Anayasa’nın 11.,15. 25.,26.ve 90/ son maddesi yanında, iç hukukun zorunlu bir parçası ve bağlayıcı üst norm durumunda olan Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 10.maddesi,İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 19.maddesi,Kişisel ve...
Devamını oku...
İsmail Beşikçi / 25 Mart 2011 günü, Ankara’da, İnsan Hakları Derneği tarafından, “Medya’da Irkçı-Ayrımcı Söylemler ve Türkiye’de Irk Ayrımcılığı Mevzuatı” konula bir konferans düzenlendi. Konferans, TMMOB İnşaat Mühendisler Odası’nda...
Devamını oku...
Sadık Varer / Rivayet odur ki, 3400 yıl önce Mısır’da yaşanan kimi olaylar bir tablet üzerine yazılır ve halkın bilgisine sunulurmuş. Bu tableti dünyanın ilk gazetesi sayanlar da vardır, fakat...
Devamını oku...
Mart 1917 Kürdistan’da, Kafkaslarda, Mesopotamya’da Osmanlı Ordusu’na bağlı güçler. Haritadaki askeri tanımlar en sona yerleştirilmiştir. Bizanslılar döneminde Kürdistan’dan diğer coğrafi alanlara doğru sürgünler, mecburi iskanlar gerçekleştirilir. Bizanslılardan nüfus mühendisliğini öğrenen osmanlılarda...
Devamını oku...
En son "Kürdistan" dediği için Türk mahkemesince yine cezaya çarptırılan Sosyolog İsmail Beşikçi, Öcalan'ın, devletle yürüttüğü görüşmelere bir heyetle girmesini ve bunun için şartlarının düzeltilmesini istedi. Türk hükümetinin ve devletinin...
Devamını oku...
TAK'IN tehdit ettiği ünlü Kürt sanatçı Şivan Perwer Taraf ’a anlattı: Kendisi dışındaki görüşlere hayat hakkı tanımamış bir partinin, kendisine boyun eğmeyen bir sanatçıyı hedef yapması şaşırtıcı...
Devamını oku...
Emekçi kadınlar başta olmak üzere dünya kadınları, 8 Mart Emekçi Kadınlar Gününü kutluyor, kendi sorunlarını tartışıyor, çözüm yolarını öneriyorlar. Kuşkusuz bütün kadınların bu konuya bakışları ve çözüm ...
Devamını oku...İsmail BEŞİKÇİ / Ziya Gökalp Türk milliyetçiliği yapmıştı, İsmail Beşikçi de Kürt milliyetçiliği yapıyor deniyor. Bu yanlış kanı çok kaba ve çok yüzeysel bir karşılaştırma sonucu ortaya çıkıyor.…
Sadık Varer / Hidroelektrik Santraller (HES’ler), insanlığın bugününü ve geleceğini ciddi olarak tehdit eden fosil yakıtlar ve nükleer santrallerle karşılaştırıldığında tercih edilebilir enerji kaynakları olarak görülebilir. Meseleyi böyle ‘saf haliyle’ ele…
Sadık Varer / Tunus’ta başlayan, Mısır’a sıçrayan ve Ortadoğu’nun diğer diktatöryal rejimlerini de etkileyeceği düşünülen ayaklanma halleri, doğal olarak uzunca bir süredir devrim hasreti çeken biz devrimcileri adamakıllı…
Bir yandan, toplumsal hareketler mevcut muhalefet partilerinin veya bireylerin bir bakıma yapamadığı veya yapmaya gönülsüz olduğu şey ile, diktatörü devirmesi ile doruğa ulaşan biçimde, başarılı bir sürekli mücadeleyle…
Dost da düşman da çok iyi biliyor ki, ben hayatım boyunca hiç bir baskıya boyun eğmedim. Özgürlük tutkusu ve haksızlığa karşı başkaldırı benim yaşam felsefemdir. Ben dün ne…
Yönetmen Çayan Demirel Diyarbakır zindanını belgesel bir Film ile anlatmaya çalıştı. Bu filmin bir bölümüne bir internet sitesinde rastladık. Seyredemeyen okuyucularımıza buradan seyretme imkanı yaratıyoruz. Bu filmden dolayı yönetmen…
Devredilemez Haklarımızdan Vazgeçmeyeceğiz 27 Ocak 2011 Perşembe 1948 yılında İsrail devleti kurulurken Nakba sonucunda Filistin'in %78'ini işgal etti. Bu bölgede yaşayan 900 bin Filistinliden 750 bini İsrail tarafından sürülerek mülteci konumuna düşerken…
Aşağıdaki bildiri 27 Ocak 2011’de İngiltere'de Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Londra bürosundaki işgale katılan öğrenciler tarafından yayımlanmıştır. Bizler, Filistinli Öğrenciler Genel Birliği'nden (FÖGB) Filistinli gençler bugün burada birliğimizin kurtuluş mücadelesinde tuttuğu…
Sadık Varer / Sakarya Meydan Muharebesi’nden zaferle dönen Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi’nde coşkuyla karşılanır. Mebusların hemen tümü Mustafa Kemal’i ayakta alkışlayıp saygı gösterisi yaparken genç bir mebus meclisin ortasında…
Sema Sultan / Geçtiğimiz hafta içinde Ulucanlar cezaevinin müzeleştirilmiş görüntüleri basına yansıdı. Kuşkusuz büyük devrimci direnişlerin ve katliamların yaşandığı bir zindanın Müzeye dönüştürülmesi olumlu bir adımdır. Ancak bu adım gerçeklerin…
Sema Sultan / Bir sorunu tanımlamak, bu sorunu yaratan nedenleri doğru saptamak ve çözüm yollarını da beraberinde ortaya koymakla anlam kazanır. Geçtiğimiz günlerde AKP iktidarının açıklamaları bana bir deyimi hatırlatıyor.…
Sadık Varer / Söz ulusların ayrılma hakkından açılınca aklıma Rosa Luxemburg geliyor. Rosa bu meseleyi kadının ayrılma hakkı örneğinden yola çıkarak açıklıyordu. Bir kadının bir erkekle birlikte yaşama hakkı doğal sayılır…
Dünyanin en seçkin bilimadamlarindan Prof. Fahrettin Petek'in cenaze töreni 3 Ocak 2011 Pazartesi günü Paris'te Père Lachaise Mezarligi'nin krematoryumunda yapilacaktir. Petek'in 24 Aralik 2010 günü Paris'te tedavi gördügü Paul Brousse Hastanesi'nde…
1978 yılında 19 Aralık günü başlayan ve 25 Aralık gününe kadar devam eden Maraş katliamının 32. yıldönümünde bir kez daha ilan ediyoruz; UNUTMADIK!.. UNUTTURMAYACAĞIZ!.. Derin devletin MHP’li faşistler aracılığıyla başlattığı ve gerici-yobaz…
1- 1 Eylül 1916 genel durum. Doğu Bürosu tarafından hazırlanan harita. Osmanlı Ordusu tarafından soykırıma uğratılan Kürd ve Ermeni halklarının yaşadıkları coğrafyada savaş güçleri, taraflar. Sultan II.Abdulhamid Sultan Abdulhamid osmanlıyı…
Sadık Varer / İnsanlık tarihinin son çeyrek yüz yılında yaşanan teknolojik gelişmenin hızına yetişmek giderek zorlaşıyor. Bu arada baş döndürücü hızla gelişen teknolojiyi üreten ve kullanan güçlerin toplum üzerindeki…
İsmail Beşikçi/ ...Türkiye’de din her zaman devletin denetiminde olmuştur. Türkiye laik bir devlet değildir. Din devletin denetimindedir. Diyanet İşleri Başkanlığı bir devlet kurumudur. Devlet dinsel akımları istediği gibi…
Ece Temelkuran / KAMER Genç ile Burhan Kuzu'nun "cılk" muhabbeti yaptığı sırada (K.G.: "Ben öğrencilere 'Cılk yumurta atın' dedim." B.K.: "Kaliteli yumurta attılar." Karşılıklı ha ha ha)... Vakit Gazetesi'nde karikatürist Kemal…
Kısa Açıklama:
Aşağıda okuyacağınız mektup ve raporlar, 1999 yılında yazıldı. Bir döneme tanıklık etmektedir. Bu belgeler, İmralı sürecinin o günkü koşullarda değerlendirmesi ve bu sürece alınması gereken tavır konusunda önemli ve tarihsel belgeler niteliğindedir. Bu mektup ve değerlendirmeler, aynı zamanda bizim duruşumuzun ve bundan sonraki çizgimizin de bir bakıma özeti niteliğindedir. Üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen bu belgeler güncelliğini korumaktadır. Dahası bu on yıllık süreç, bu mektup ve raporlardaki görüşleri, kaygıları ve öngörüleri tamamıyla doğrulamaktadır. Bu belgeler incelendiğinde o dönemde bu görüşleri savunmanın ve bu tutumu anlamanın tarihsel ve politik önemi çok iyi anlaşılacaktır.
Sözü daha fazla uzatmadan sizi belgelerle karşı karşıya bırakıyoruz.
Belgeleri iki bölüm halinde yayınlıyoruz. Birinci bölüm O dönemde Cezaevleri İç Koordinasyonunda birinci derece sorumlu olan Sabri OK’a gönderilen mektuplardan oluşmaktadır. İkinci bölüm ise dönemin PKK Başkanlık Konseyi ve MK’ne gönderilen mektuplardan oluşmaktadır. –M. Can YÜCE
Mektup 1
20 Nisan tarihli notunuzu, genel talimatı ve BK'ye yazdığınız iki raporu aldım. Bir buçuk aya yakın Osman arkadaş eksenli gelişmelerden haberdar olmadım. Bilgimiz salt basına yansıyan haberlerle sınırlı kaldı. Bu süre içinde adeta eli kolu bağlı bırakıldım, yaşadığım tam anlamıyla psikolojik işkenceydi. Önemli, kritik ve kaderimizi doğrudan ilgilendiren gelişmeler oluyordu. Okçuoğlu'nun yaydığı olumsuz haber ve yorumlar canımızı sıkıyordu, ama bizim doğrudan bilgi alma olanağımız olmuyordu. Oysa Avukatlarla konuşmuş ve anlaşmıştık. En az haftada bir birileriyle bilgi göndereceklerdi. Hep istedik, bekledik. Her defasında "şu gün geliyoruz" dediler, ama hiçbir zaman gelmediler; ta geçen hafta sonuna kadar. Hafta sonu görüştük. Bütün ayrıntıları anlattı. Son açıklamalar, bildiri ve röportajları da aldık, okuduk. Sizin raporlarınızı da okuduk. Avrupa'nın gözlemlerini ve değerlendirmelerini almaya çalıştım. Osman arkadaşın son değerlendirmelerini içeren uzun bir yazısı da varmış, onu da gönderecek. O yazıyı aldıktan sonra BK'ye geniş bir rapor yazmayı düşünüyorum. Bu raporun bir nüshasını size de göndereceğim. Ancak şimdilik bazı kaygılarımı ve kafamda oluşan soru işaretlerini size açmak, nelerin yapılması gerektiği konusundaki önerilerimi (taslak düzeyinde de olsa, henüz tam olgunlaşmasa da) size sunmak istiyorum.
-Ben gelişmeleri ve Osman arkadaş üzerinde uygulanmak istenen düşman politikalarını çok tehlikeli ve yaşamsal buluyorum. Bu noktada partinin değerlendirme ve tutumu belirleyici olacaktır. Bütün gelişmeleri, planları ve Osman arkadaşın durumunu objektif, tam bir bilimsellikle ve politik bakışla değerlendirir ve politika durumunu bu temelde belirlerse bu bütün tehlikeyi en az yara ile atlatabiliriz. Yoksa büyük tasfiye planının önü açılır, kaos ortamı başlar. Bu noktada büyük endişelerim, kaygılarım hatta korkularım var.
-Osman arkadaşla ilgili bütün veri ve bilgilere sahipsiniz. BK'de aşağı yukarı aynı durumdadır. BK'nin aldığı son kararı taktik açıdan doğru ve gerekli buluyorum. Ancak bunun hangi durum değerlendirmesine dayandığını bilmiyorum. Osman arkadaşın durumunu nasıl değerlendiriyorlar, açıklamalarını ve tutumunu nasıl algılıyorlar bilmiyorum. Aslında arkadaş bütün ayrıntıları anlattı. Ancak bunların dışında başka gerekçeleri yoksa bunlar bana tatmin edici gelmedi. "Yeniydi, anladık, ama hazmedemedik" diyorlar. "Terminolojiye takılmayalım", "politikadan bir kopukluk yok" diyorlar. Peki, terminoloji nedir? Daha da önemlisi "yeni terminoloji" hangi koşullarda ve zeminde dile getiriliyor. Özgür koşullarda benzer şeyler söylemek ile esaret koşullarında, kontrgerilla sorgusunda söylenenleri nasıl aynı kefeye koyabiliriz? Peki, düşman bu terminolojiyi nasıl algılıyor, bundan hangi politik sonuçlar çıkarıyor? Dünya, dışımızdakiler, en önemlisi tarih bunu nasıl anlayacak ve kaydedecek? Bu terminolojinin varacağı nokta neresidir? Ya içimizdeki sağ fırsatçılar, orta sınıf temsilcileri ve başka hesapları olanlar; bunlar, nasıl yorumlayacak? Sağ, reformist, giderek işbirlikçi eğilimlerine dayanak noktası, referans noktası yapmayacaklar mı? Örneğin, 3 Nisanda savcılığa verilen ifadede (bunların doğru olduğunu söyledi Av.) "Bildiğimiz gibi PKK'nin de kurucusu benim. PKK kurulurken programını da yaptık. O zaman Kürtlerin bağımsız bir Kürdistan kavramı da vardı. Marksist temele dayalı yeni bir sistem getirecektik. Ancak değişen olaylar ve zaman bile bu programın hayali olduğunu gösterdi" deniliyor. Bu noktada terminoloji önemli değildir diyebilir miyiz? Programın ne olduğunu tartışmaya gerek yok. Ama neden bu açıklama yapılıyor? Sonuçları ne olacak? Yine 3 Mayıs tarihinde yapılan "Kamuoyuna açıklamamdır" başlıklı bildiride "dünya çapında 2000'li yılara doğru zaferi kesinleşen demokratik sistemin genel kuramı"ndan söz ediliyor ve savunmanın bunun üzerinden geliştirileceği belirtiliyor. "Zaferi belirleyen demokratik sistemin genel kuramı" ne anlama geliyor? Savunmanın içeriğini de anlattılar. Bütün bu verileri, ipuçlarını birlikte değerlendirdiğimizde, bir de koşulları ve dile getirildiği zeminleri göz önüne getirdiğimizde Osman arkadaşın durumunu daha bilimsel ve eleştirel bir gözle bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Elbette politik yaklaşmak da gerekir. Ben, yüzeysel ve dogmatik yaklaşmamak için bütün zihinsel gücümü, birikimimi ve yeteneklerimi sonuna kadar zorladım. Bu soruları sormanın bile benim için tanımsız bir işkence olduğunu belirtmeliyim. Ama bütün duygularımla savaşarak sorunu cesaretle tartışmaktan, bunu yaparken hiçbir hatalı duruşa yönelmemek gerektiği sonucuna varıyorum. Henüz Osman arkadaşın durumunu tam niteleyecek düzeye geldiğimi sanmıyorum. İpuçları ve sorular var, bunların nereye kadar uzanabileceği kaygıları var.
Osman arkadaş en alt düzeyde TC'yi çözmeye çalışabilir. Partiye zaman kazandırabilir, büyük çatışmaların önüne geçmek için sayısız riski göze alabilir. Ama bunun bedeli ne olmalı, bunlar ne pahasına gerçekleşmeli? Adamlar pişmanlık yasası ve bunun dışında bir kaç yasa daha çıkardılar. Hadi siz de silahları bırakın, demokratik zemine gelin dediler. Bizim yanıtımız ne olacak?
Siyasal görüşmeler ve diyalog yöntemiyle siyasal bir çözüme gitmenin karşısında değilim. Yine TC'nin bunu kabul etmesinin Türkiye'de demokratik devrim olacağını düşünüyorum. Ama şimdi Osman arkadaşın özel savaş merkezindeyken bu konumda mıyız? Daha da önemlisi şu: Devlet bir kıl parçasını bile alış veriş konusu yaptırmazken, mutlak tecrit ve kontrol altında tutarken, Osman arkadaşın açıklamalarını, BK'ye, MK'ye, Avrupa örgütüne talimat yazmasına, iletmesine izin veriyor. Neden? Benim kaygımın asıl nedeni bu olgudur.
Devrimci selam ve saygılarımı gönderiyorum...
Mayıs 1999
Yılmaz (M. Can YÜCE)
Not: Metinde “Osman Arkadaş” olarak geçen A. Öcalan’dır.
Hüseyin, Sabri OK
Yılmaz ise M. Can YÜCE’dir
----------------------%--------------------
Önerdiklerimiz
Belge: 1
BAŞKANLIK KONSEYİNE,
Arkadaşlar,
Uzun süredir size kapsamlı bir rapor yazma ihtiyacındaydım. Ama bir yandan bazı gelişmelerin biraz daha netleşmesini bekledim, bir...
Kısa Açıklama:
Aşağıda okuyacağınız mektup ve raporlar, 1999 yılında yazıldı. Bir döneme tanıklık etmektedir. Bu belgeler, İmralı sürecinin o günkü koşullarda...
Aşağıda okuyacağınız yazı, yaklaşık 20 yıl önce yazılan "Diyarbakır Zindan Direnişi" adlı kitaptan alınan bir bölümdür. Virgülüne dahi dokunmadan olduğu...
Cemil Gündoğan imzasıyla “Kawa Davası ve Kürtlerde Siyasi Savunma Geleneği” adlı kitap Vate Yayınevi tarafından yayınlandı. Kitabın adının ikinci bölümü...
Gece karanlıktı, zifiri karanlık. Hava ağırdı. Teslimiyet ve ihanet kol geziyordu. Daha çok da zindanın üzerine çökmüştü. Sadece gece değil,...
| Önerdiklerimiz 2
M. Can YÜCE / Bugün 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Eyleminin on yedinci yıldönümü. Değerlendirmeme başlarken öncelikle bu büyük...
Aşağıda okuyacağınız yazı, yaklaşık 20 yıl önce yazılan "Diyarbakır Zindan Direnişi" adlı kitaptan alınan bir bölümdür. Virgülüne dahi dokunmadan olduğu...
Gece karanlıktı, zifiri karanlık. Hava ağırdı. Teslimiyet ve ihanet kol geziyordu. Daha çok da zindanın üzerine çökmüştü. Sadece gece değil,...
Not: 10 yıl önce kaleme alınan bu değerlendirmenin bugün için de geçerli olduğuna inanıyoruz. Sosyalistê Şoreşger,12 Eylül 2008 ÖnsözAşağıda okuyacağınız...
| Kitap
Romana "Kela Hawaran" ya Zeynel Abidîn derket...
Romaneke Zîndana Amedê ya bi navê Kela Hawaran ji nav Weşanxaneya Han ya li Berlîn...
"Pîr Sûltan Evdal im, ez bi peyman im"
KNN/Pirtûk/ Dîwana hozan û feylesofê mezin yê ji warê bakûrê Kurdistanê Sêwasê...
Pírtûk-Roman/ Van roja Weşanxana DENG beşa duda ya romana Eskerê BOYÎK a nû XERÎBÎ weşand. Beşa ewlin: XEZEBA XWEDÊ, GUNDÊ...
Min ji bêriya te paywend kevin kirin/ Ahmed Arif
Kurdistan News-KNN /Pirtûk/ "Krîvo, wilo binîvs rewşên min / Rêwayet tê...
Kurdistan News -KNN/ Roman/ SÎMYAGER, PIRTÛKA KU KARWANIYEKÎ EW ANÎBÛ, girt destê xwe. Bergê pirtûkê tunebû, lê dîsa jî wî...
|