Sunday, 20 May 2012
Son Yazılar

Sitemize Hoş Geldiniz!

Son Haberler

Dosya

TEMEL DEMİRER “Yaşama karşı sorumluluğumuz daha yücesini yaratmaktır. Daha alçağını değil.”[2]   “Ya ben tehlikeyi...
SİBEL ÖZBUDUN “Kendi kafanla düşünmesini öğrenmelisin.”[2]   1) Neo-liberal saldırılarla birlikte toplumun tamamı bundan...
2010 Eylülünde Van'ın Ağtamar adasındaki Surp Khaç Ermeni kilisesinde 1915...
“Filistin Belgeleri”: Vahim Filistin tavizleri, İsrail tarafından mutlak biçimde...
TEMEL DEMİRER “yürümek iyiye, haklıya, doğruya dövüşmek yolunda iyinin, haklının, doğrunun zapt etmek...
Dünya Sosyal Forumu (DSF) hala hayatta ve ayakta. 6-11 Şubat...

Kimler Sitede?

12 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Yazarlar

  • 1
  • 2
  • 3
Prev Next

Cejna Newroz Pîrozbê!

Cejna Newroz Pîrozbê!

M. Can YÜCE / Bijî Newroz! Öncelikle halkımızın Newroz Direniş Bayramı Kutlu Olsun! Newroz, Direniştir; zalime, zulme, sömürgeciliğe ve despotizme karşı direniş ve zaferi simgeliyor! Newroz, aynı zamanda, Mazlum Doğan’la birlikte çağdaş, devrimci,...

Devamını oku...

Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdist…

Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!

M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!Çok açık ki, 35 insanımızın hunharca katledilmesi, ne bir “Operasyon kazası”, ne de bir...

Devamını oku...

Dersim “Özrü”nün Anlamı ve Tutarlı Demok…

Dersim “Özrü”nün Anlamı ve Tutarlı Demokratizim!

    M. Can YÜCE / TC Başbakanı R. T. Erdoğan, Dersim Katliamı üzerine yaşanan tartışmalar vesilesiyle Dersim’de bir katliamın gerçekleştiğini, daha önce açığa çıkan bazı resmi belge ve fotoğrafları göstererek...

Devamını oku...

Süreci Doğru Okumak ve Tanımlamak!

Süreci Doğru Okumak ve Tanımlamak!

M. Can YÜCE / Kürt halkı direniyor, öteden beri bilincinde ve bilinçaltında oluşan temel istemler doğrultusunda önemli bir direnç gösteriyor, bütün bunların ağır bedellerini ödemekten de çekinmiyor… Bu, bir olgu ve...

Devamını oku...

14 Temmuz, Devrimci Çizgi Direnişçiliğin…

14 Temmuz, Devrimci Çizgi Direnişçiliğinin Bayrağıdır!

M. Can YÜCE / ( Bir yıl önce yazdığım makale bugün için de günceliğini koruyor. 14 Temmuz Direnişini bir kez daha selamlıyor, şehitlerini saygıyla anıyorum... 13 Temmuz 2010) 14 Temmuz Ölüm...

Devamını oku...

Seçim Sonuçları Hakkında Kısa Notlar...

Seçim Sonuçları Hakkında Kısa Notlar...

M. Can YÜCE / 12 Haziran Seçimlerine büyük bir anlam atfediliyordu, önemli sonuçları olabileceği vurgulanıyordu. Bir bakıma bu değerlendirmeler boşuna değildi. Egemenler cephesindeki güç dengeleri ve ilişkileri, bunların kaderi ve...

Devamını oku...

Haber ve Makaleler

  • 1
  • 2
  • 3
Prev Next

Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdist…

Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!

 M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!Çok açık ki, 35 insanımızın hunharca katledilmesi, ne bir “Operasyon kazası”, ne de bir...

Devamını oku...

BİZE VURDUKLARINIZ DÖNER SİZİ DE VURUR!

BİZE VURDUKLARINIZ DÖNER SİZİ DE VURUR!

  Dursun Ali Küçük-29-12-2011ORDU BİRKEZ DAHA İNSANLIK SUÇU İŞLEDİ Yeni yıla Türk savaş uçakları, ordu ve hükümetin katliamı, Kürtlere siyasetin fiilen yasaklandığı, parti kapatmanın gündeme geldiği, gerilla güçlerine karşı nokta operasyonları ve...

Devamını oku...

35 kişi toprağa verildi

35 kişi toprağa verildi

  Uludere'nin Ortasu (Roboski) Köyü'nde savaş uçaklarının bombardımanı sonucu katledilen 35 yurttaş Güzelyazı Köyü'nde yan yana açılan mezarlara 30 bini aşkın yurttaş tarafından toprağa verildi.ŞIRNAK - Şırnak'ın Uludere (Qileban) İlçesi'ne bağlı...

Devamını oku...

F-16 bombası!

F-16 bombası!

  Umarız, Uludere'de tarihe düşen 'kara leke', Başbakan Tayyip Erdoğan için yeteri ölçüde uyarıcı olur.CENGİZ ÇANDAR / RADİKAL Türkiye, 2011 yılını kara, kapkara bir leke ile noktaladı. Şırnak Uludere’de ‘İHA’lardan (İsrail yapımı...

Devamını oku...

Kürkçü: Bedelini ödetmeyen namert olsun

Kürkçü: Bedelini ödetmeyen namert olsun

  Roboski Köyü'nde gerçekleştirilen katliam Mersin, Osmaniye ve Hatay'da protesto edildi.Uludere'de gerçekleştirilen katliama tepkiler devam ediyor. Mersin'de ise Akdeniz İlçesine bağlı Güneş Mahallesi'nde bulunan Akdeniz Belediyesi Sosyal Tesisleri önünde bir araya...

Devamını oku...

Kürt hareketinden tepkiler

Kürt hareketinden tepkiler

  (30.12.11) – Türk sermaye devletinin Uludere'de gerçekleştirdiği katliama yönelik tepkiler sürüyor. Kürt hareketi cephesinden yapılan açıklamalarda katliamın “operasyonal bir hata” olmadığına ve planlı olarak gerçekleştirildiğine vurgu yapıldı. KCK: Katliam tamamen planlı KCK...

Devamını oku...

Kürt halkıyla omuz omuza! Katliamcı devl…

Kürt halkıyla omuz omuza! Katliamcı devletten hesap sormaya! - BDSP

  Tarihi Kürt halkına dönük sayısız vahşet ve katliamla dolu olan Türk sermaye devleti, bu kanlı siciline bir halka daha ekledi. Türk ordusuna bağlı savaş uçakları Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Roboski...

Devamını oku...

Uludere katliamı

Uludere katliamı

  Kuzey Irak sınırında F-16'lar kaçakçılık yapan köylüleri bombaladı. 35 kişi öldü. Sağ kurtulan Servet Encü, "Asker yolumuzu kesti ve bombardıman başladı" dedi.F-16 savaş uçakları, İnsansız Hava Araçları’ndan (İHA) gelen görüntüler...

Devamını oku...

Sarhoş Atlar Zamanı

Sarhoş Atlar Zamanı

Dün dağda öldürülen o insanların sırtına vurdumduymaz politikaların semeri vurulmuş, ne gam!CÜNEYT ÖZDEMİR / RADİKAL Bahman Gobadi büyük yönetmen. Eğer o 2000 yılında Sarhoş Atlar Zamanı adlı filmi çekmeseydi dün dağlarda...

Devamını oku...

Emperyalistlerin desteğinde Kürt halkına…

Emperyalistlerin desteğinde Kürt halkına savaş açtılar…

Gerici savaş ve saldırganlık cephesini durduralım! Sermaye devleti Kürt hareketine yönelik olarak bir dönemdir tırmandırdığı saldırganlığı yeni bir evreye ulaştırmış bulunuyor. Hakkari Çukurca’daki gerilla saldırısının ardından Güney Kürdistan topraklarına yönelik kapsamlı...

Devamını oku...

Van'da depremin bilançosu ağırlaşıyor...

Van'da depremin bilançosu ağırlaşıyor...

Halk yaralarını kendi sarıyor!< (24.10.11) - Van'da dün meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından ortaya çıkan yıkımın bilançosu her geçen saat büyüyor. Merkez üssü Van'ın Erciş ilçesi olan ve bölgedeki 13 ilde...

Devamını oku...

Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan…

Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan'ı Saygıyla Anıyoruz!

Devrim davası bu ülkede onlar gibi yiğit, fedakar ve adanmış devrimcilerin omuzlarında büyüdü, bugünlere taşındı!... Mare nostrum En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan Fırlayarak... En...

Devamını oku...

“İki dünya, bu büyük mücadelede karşı ka…

“İki dünya, bu büyük mücadelede karşı karşıya duruyor”

V. I. Lenin İşçi yoldaşlar! Bütün ülkelerin işçilerinin bilinçli bir hayat için uyanışlarını; insanın insana zulüm ve baskısına karşı mücadelede, milyonlarca emekçiyi açlık, yoksulluk ve rezillikten kurtarma mücadelesinde birlik...

Devamını oku...

1 Mayıs’ın kökenleri nedir? - Rosa Luxem…

1 Mayıs’ın kökenleri nedir? - Rosa Luxemburg

Bir proleter bayram gününü, sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya’da doğdu. Avustralyalı işçiler, 1856’da, sekiz saatlik işgünü lehinde gösteriler yaparak,...

Devamını oku...

1 Mayıs’ta mücadele alanlarına!

1 Mayıs’ta mücadele alanlarına!

İşçiler, emekçiler!   İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşıyor. İşçi sınıfı ve emekçiler bu yıl da dünyanın dört bir yanında baskı, sömürü ve kölelik...

Devamını oku...

30 Mart 1972 Kızıldere direnişi!

30 Mart 1972 Kızıldere direnişi!

Devrime adanmışlığın ve siper yoldaşlığının manifestosu! Türkiye’de ‘60’lı yıllar sosyal-sınıfsal hareketliliğin kabardığı, gençlik hareketinin de yığınsal ve devrimci şiarlarla boy gösterdiği bir dönem oldu. Dönem içerisinde sol hareket de...

Devamını oku...

SAVAŞA SEYİRCİ KALMA AYIBI

SAVAŞA SEYİRCİ KALMA AYIBI

Sadık Varer - Diyelim ki ‘mahallenizde’ bir çatışma var. Çatışan gruplardan biri zayıf diğeri güçlüdür. Bu durumda, vicdanınızın sesine uyup zayıfın yanında yer almak isteyebilirsiniz, ama akılcı...

Devamını oku...

DEVRİMCİ DEMOKRAT AVUKATLAR GRUBNUN İSMA…

DEVRİMCİ DEMOKRAT AVUKATLAR GRUBNUN İSMAİL BEŞİKÇİ NİN DAVASINA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI

Anayasa’nın 11.,15. 25.,26.ve 90/ son maddesi yanında, iç hukukun zorunlu bir parçası ve bağlayıcı üst norm durumunda olan Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 10.maddesi,İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 19.maddesi,Kişisel ve...

Devamını oku...

“Irkçı Değilim Ama…”

“Irkçı Değilim Ama…”

İsmail Beşikçi / 25 Mart 2011 günü, Ankara’da, İnsan Hakları Derneği tarafından, “Medya’da Irkçı-Ayrımcı Söylemler ve Türkiye’de Irk Ayrımcılığı Mevzuatı” konula bir konferans düzenlendi. Konferans, TMMOB İnşaat Mühendisler Odası’nda...

Devamını oku...

ÖZGÜR GAZETECİLİK

ÖZGÜR GAZETECİLİK

Sadık Varer / Rivayet odur ki, 3400 yıl önce Mısır’da yaşanan kimi olaylar bir tablet üzerine yazılır ve halkın bilgisine sunulurmuş. Bu tableti dünyanın ilk gazetesi sayanlar da vardır, fakat...

Devamını oku...

Osmanlı İmparatorluğu’ndan T.C.ne milliy…

Osmanlı İmparatorluğu’ndan T.C.ne milliyet, inanç ve Koçgiri–Dêrsim’de mecburi iskanlar

Mart 1917 Kürdistan’da, Kafkaslarda, Mesopotamya’da Osmanlı Ordusu’na bağlı güçler. Haritadaki askeri tanımlar en sona yerleştirilmiştir. Bizanslılar döneminde Kürdistan’dan diğer coğrafi alanlara doğru sürgünler, mecburi iskanlar gerçekleştirilir. Bizanslılardan nüfus mühendisliğini öğrenen osmanlılarda...

Devamını oku...

Beşikçi: Demokratik Özerklik Kürtlere bi…

Beşikçi: Demokratik Özerklik Kürtlere bir statü sağlamıyor

En son "Kürdistan" dediği için Türk mahkemesince yine cezaya çarptırılan Sosyolog İsmail Beşikçi, Öcalan'ın, devletle yürüttüğü görüşmelere bir heyetle girmesini ve bunun için şartlarının düzeltilmesini istedi. Türk hükümetinin ve devletinin...

Devamını oku...

Öcalan bana değil yandaşlarına seslensin…

Öcalan bana değil yandaşlarına seslensin

TAK'IN tehdit ettiği ünlü Kürt sanatçı Şivan Perwer Taraf ’a anlattı: Kendisi dışındaki görüşlere hayat hakkı tanımamış bir partinin, kendisine boyun eğmeyen bir sanatçıyı hedef yapması şaşırtıcı...

Devamını oku...

Bijî 8 Adar!

Bijî 8 Adar!

Emekçi kadınlar başta olmak üzere dünya kadınları, 8 Mart Emekçi Kadınlar Gününü kutluyor, kendi sorunlarını tartışıyor, çözüm yolarını öneriyorlar. Kuşkusuz bütün kadınların bu konuya bakışları ve çözüm ...

Devamını oku...

DİYARBAKIR ZİNDANLARINDA KİTLESEL DEVRİM: EYLÜL DİRENİŞİ / M. Can YÜCE

AddThis Social Bookmark Button

14temmuz-mahkeme2Aşağıda okuyacağınız yazı, yaklaşık 20 yıl önce yazılan "Diyarbakır Zindan Direnişi" adlı kitaptan alınan bir bölümdür. Virgülüne dahi dokunmadan olduğu gibi yeniden yayınlıyoruz. Diyarbakır Direniş gerçeğinin doğru kavranmasına katkı sunacağına inanıyoruz. 25 Eylül 2008, Sosyalistê Şoreşger

DİYARBAKIR ZİNDANLARINDA KİTLESEL DEVRİM: EYLÜL DİRENİŞİ

Eylül 1983 direnişinden önceki direnişler, bütün görkemliliğine ve muazzam siyasal sonuçlar doğurmalarına karşın, cezaevi statüsünü köklü bir dönüşüme uğratamadılar. Bunun çok önemli ve çeşitli nedenleri var. Yukarıdaki bölümlerde açıkladık ve bu olgu, o direnişlerin büyüklüğünü, görkemliliğini gölgeleyemez. Cezaevinde kurulmuş bulunan statüyü parçalama, dağıtma ve yerine insani değerler ve devrimci kimliğimize uygun bir yaşam kurma onuru Eylül 1983 direnişine aittir. '81 Direnişi, Mazlum, Dörtler ve 14 Temmuz'un yarattığı temel üzerinde gelişen ve bu direnişler zincirinin soylu bir halkası olan Eylül direnişini biraz ayrıntılıca incelememiz gerekiyor. Çünkü bu konuda bugüne dek çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Tabii herkes, kendi cephesinden olaya yaklaştı, baktı. Dolayısıyla olayı kendine yontma, daha fazla siyasal yarar elde etme durumu sıkça görüldü. Bu, zindan gerçekliğinin ve bu bağlamda Eylül direnişinin çarpıtılması ve yanlış gösterilmesi anlamına da geliyordu. Eylül direnişi gerçekliğini, tarihsel gelişme perspektifi içinde irdeleyip grupların konumlarını ve durumlarını tam bir nesnellikle yerli yerine oturtmaya çalışacağız. Böylece bu konudaki çarpıtmalar, kendine yontma hesapları da gerekli yanıtı bulmuş olacak ve devrimci kamuoyu gerçekleri öğrenme fırsatını yakalamış olacaktır. 14 Temmuz büyük ölüm orucu eyleminin sonuçlandırılmasından sonraki gelişmeleri özetleyerek işe başlayacağız.

1

14 TEMMUZ'DAN SONRAKİ GELİŞMELER

14 Temmuz eyleminin başarıyla sonuçlanmasından sonra, öncelikli görev, onun getirdiği ve kazandırdığı kazanımlara ve haklara sahip çıkmak ve pratikte oturtmaktı. En önemli kazanımlar, yazılı savunma hakkı, itirafa zorlama politikasının geriletilmesi ve işkencenin durdurulması veya hafifletilmesi biçiminde somuttandı.

1982'nin sonbahar aylarında, duruşmalar sürüyordu. PKK ana davası son aşamasına varmıştı artık. Sık sık mahkemeye çıkılıyordu. Bu dönemde mahkemeye çıkan arkadaşlar, 14 Temmuz'un siyasal ve tarihsel anlamını anlatıyor, 14 Temmuz kahramanlarının anılarına saygısını ve bağlılığını vurguluyor, faşist Türk sömürgeciliğinin zindan politikasını ve sergilenen vahşeti teşhir ediyor, yargılıyordu. Bu teşhir ve açığa çıkarma tutumu, bir kampanya biçiminde ve kitlesel boyutlarda gerçekleşiyor ve sürüyordu. Yine bu bağlamda, daha önce itiraf zorlamalarına dayanamayarak itirafçı konumuna düşenler, ilk çıktıkları duruşmalarda itiraflarını geri alıyor, bunun gerekçelerini geniş geniş anlatıyor, kendilerinin geçmiş tutumunu mahkûm ederek partiyi ve direnişçi çizgisini yüceltiyordu. Böylece, mahkemeler, mahkeme kürsüleri, sömürgeciliğin ve uygulamalarının yargılandığı, ulusal kurtuluş davasının ve zindan direnişçiliğinin savunulduğu, yüceltildiği devrimci bir platforma dönüştürüldü.

Bu, çok önemliydi. Cezaevi kitlesinin Mazlum, Dörtler ve en son 14 Temmuz direnişleriyle başlayan kendi kendini sorgulama, kendine gelme, kendine güven vb. eğilim ve duyguların gelişmesi sürecinin hızlanması ve giderek belli bir olgunluğa ulaşmasına işaret ediyordu. Yani, cezaevi bir kitlesel direnişe doğru yol alıyordu artık. Kitlelerin moral ve ruh durumu, siyasal eğilimi buna işaret ediyordu. 14 Temmıız'dan sonraki mahkeme tutumları, bu süreci olgunlaştırıyordu. Daha önce (1980-81) teslimiyete dört elle sarılan, kurtuluşu teslim oluşta gören, tam bir şok, panik ve beklenti gerginliği içinde yaşayan kitlenin gelişen direnişlerle kendi kendine gelmeye başlaması, kendini sorgulaması, olumsuz eğilim ve öğelerle bir hesaplaşmaya tutuşması, direnişçi duyguların gelişme kaydetmesi Diyarbakır zindanları açısından çok önemli bir durumdur. Bu olguda 14 Temmuzun rolü çok büyüktür.

14 Temmuz'dan sonra moral üstünlük devrimci tutsaklara geçmiştir. Mahkemedeki tutumları ve cezaevinde belli uygulamalara karşı alınan tavır vb. bunun açık işaretidir.

1982'nin sonlarında PKK ana davasının savunmaları başladı. Gündemde şu soru vardı: Faşist yönetim yazılı savunma hakkını kullanmamıza karşı nasıl bir tavır alacaktır? Bu hakkımızı kullanmada kesin kararlıydık. Hayri yoldaşın vasiyetini ölüm pahasına yerine getirecektik. Eğer verdikleri sözleri tutmaz, yazılı savunma yapmamızı engellerlerse, yeniden ölüm orucuna başlayacaktık, kararımız buydu.

Tüm arkadaşlardan bu temelde hazırlıklı olmaları istenmişti. Anıya saygının önkoşulu siyasal savunma hakkının en asgari ölçülerde de olsa kullanılmasıydı. Bu konuda kesinlikle geri adım atılmayacaktı. Bu, aynı zamanda 14 Temmuz kazanımlarını koruma ve yerleştirme kararlılığımızın somut bir ifadesiydi.

Ana dava savunmaları gelip çattığında, yazılı savunma hakkını engellemek için birçok yola başvurdular. Resmen bu hakkı yasaklamadılar. Ancak kâğıt-kalem vermemekten tutalım da, açık tehditlere ve işkencelere varan bir dizi engelleyici önleme başvurdular. Cezaevi hoparlöründen açıkça pişmanlığa çağrılar yapıldı, siyasi savunma yapanlar tehdit edildi. Bunlara rağmen, tüm olanaksızlıklar ve olumsuz koşullar zorlanarak siyasi savunmalar yazıldı, tam kapsamlı olmasalar da bu yazılı savunmalar mahkeme dosyalarına konuldu. Yazılı savunmayı tam olarak yasaklamadılar, yasaklayamadılar, çünkü bu konuda kararlılığımız defalarca vurgulanmıştı. Böyle bir yasak karşısında yeni bir ölüm orucunu göze almaları gerekiyordu, göze alamadılar. Yazılı savunma konusu bizim için bir sınavdı, sınav başarıyla verilmişti.

Bütün bunları, Eylül'e nasıl geldiğimizi vurgulamak açısından anlatıyoruz. Eski statünün kabul edilmeyeceği somut kararının 14 Temmuzla verildiğini ve sonrası gelişmelerin bu kararı pekiştirip olgunlaştırdığını anlatmak istiyoruz. Eylül direnişini "kendiliğindenci" bir hareket olarak değerlendiren kişi veya gruplara, Eylül öncesi siyasal olay ve gelişmeleri anımsatmak için bu ayrıntılara giriyoruz.

Yazılı savunma hakkının yasaklanması, olanaksızlaşması tavrı karşısında ölüm orucuna başlama kararı, giderek, statüyü değiştirme, yerine yeni yaşanabilir bir statüyü kurma hedefiyle gelişip zenginleşecektir. Ve bu, daha somut çabalara, hazırlıklara, çalışmalara dönüşecektir.

14 Temmuz ölüm orucuna katılan arkadaşlar, 35'den ve diğer kitleden tecrit edilmişlerdi. 36. koğuşa konulmuşlardı. Tüm tecrit çabalarına karşın, 35 ile sürekli bir bağlantıları vardı. Dolayısıyla savunma aşamasında, yeniden direniş, ölüm orucu vb. eylemlere hazırlık çabaları koordineli ve örgütlü bir tarzda yürütüldü. Bu yönlü düşünce ve kararımız, 36'da bulunan Partizancıya da söylenmiştir. Kendisi de bu düşünce ve kararı olumlu bulmuştur.

1983'ün Ocak'ında H.H. Karakuş'un kendiliğinden, hiç bir zorlama ve baskı olmaksızın itirafta bulunması, cezaevinde baskı ve işkencenin yeniden vahşet boyutlarına sıçramasına yol açtı. O döneme dek, 14 Temmuz'un etkisiyle, kısmen bir gerileme, yavaşlama olmuştu işkencede. Ancak H. H. Karakuş'un itirafı, faşist Türk sömürgeciliğini yeniden umutlandırdı, cesaretlendirdi ve itiraf dayatmalarını yaygın bir tarzda gündemleştirdi. İşkence, vahşet boyutlarında sürüyor olmasına karşın, vurgulayalım ki, 14 Temmuz ve sonrası pratik tavırların kitlede yarattığı moral üstünlük ve direniş eğilimini pek etkileyemedi; gelişen, güçlenen hep direniş eğilimi oldu.

Öte yanda, itiraf politikasının vahşet eşliğinde yeniden gündemleştirilmesi yeni bir direnişi örgütleme çabalarını, daha somut ve hızlı bir tarzda ele alınmasını dayattı. Hayri'lerin, Kemal'lerin, Mazlumların anısı bunu zorunlu kılıyordu, bir an önce harekete geçmemizi emrediyordu. Direnişi daha üst boyutlara, sonuç getirici düzeylere sıçratmak tutumu ile anılarına bağlılık ve saygı gerçekleşebilirdi. Tersi bir yaşam, zindan şehitlerinin anısına, vasiyetlerine ve uğruna ölüme koştukları büyük davaya ihanet olacaktı. Onurla taşıdıkları ve zindan burçlarına diktikleri direniş bayrağını dalgalandırmak ve tüm zindanı bununla donatmak, bizim için olmazsa olmaz bir yükümlülüktü. Düşmanın somut itirafa yönelik çabaları bizim harekete geçmemizi zorunlu kılıyordu zaten. Bu, 14 Temmuz'un sonuçlarına getirdiği hak ve kazanımlara bir saldırıydı, çünkü.

Önerdiklerimiz

Belge: 1 BAŞKANLIK KONSEYİNE, Arkadaşlar, Uzun süredir size kapsamlı bir rapor yazma ihtiyacındaydım. Ama bir yandan bazı gelişmelerin biraz daha netleşmesini bekledim, bir...
Kısa Açıklama: Aşağıda okuyacağınız mektup ve raporlar, 1999 yılında yazıldı. Bir döneme tanıklık etmektedir. Bu belgeler, İmralı sürecinin o günkü koşullarda...
Aşağıda okuyacağınız yazı, yaklaşık 20 yıl önce yazılan "Diyarbakır Zindan Direnişi" adlı kitaptan alınan bir bölümdür. Virgülüne dahi dokunmadan olduğu...
Cemil Gündoğan imzasıyla “Kawa Davası ve Kürtlerde Siyasi Savunma Geleneği” adlı kitap Vate Yayınevi tarafından yayınlandı. Kitabın adının ikinci bölümü...
Gece karanlıktı, zifiri karanlık. Hava ağırdı. Teslimiyet ve ihanet kol geziyordu. Daha çok da zindanın üzerine çökmüştü. Sadece gece değil,...

Önerdiklerimiz 2

M. Can YÜCE / Bugün 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Eyleminin on yedinci yıldönümü. Değerlendirmeme başlarken öncelikle bu büyük...
Aşağıda okuyacağınız yazı, yaklaşık 20 yıl önce yazılan "Diyarbakır Zindan Direnişi" adlı kitaptan alınan bir bölümdür. Virgülüne dahi dokunmadan olduğu...
Gece karanlıktı, zifiri karanlık. Hava ağırdı. Teslimiyet ve ihanet kol geziyordu. Daha çok da zindanın üzerine çökmüştü. Sadece gece değil,...
Not: 10 yıl önce kaleme alınan bu değerlendirmenin bugün için de geçerli olduğuna inanıyoruz. Sosyalistê Şoreşger,12 Eylül 2008 ÖnsözAşağıda okuyacağınız...

Kitap

Romana "Kela Hawaran" ya Zeynel Abidîn derket... Romaneke Zîndana Amedê ya bi navê Kela Hawaran ji nav Weşanxaneya Han ya li Berlîn...
"Pîr Sûltan Evdal im, ez bi peyman im" KNN/Pirtûk/ Dîwana hozan û feylesofê mezin yê ji warê bakûrê Kurdistanê Sêwasê...
Pírtûk-Roman/ Van roja Weşanxana DENG beşa duda ya romana Eskerê BOYÎK a nû XERÎBÎ weşand. Beşa ewlin: XEZEBA XWEDÊ, GUNDÊ...
Min ji bêriya te paywend kevin kirin/ Ahmed Arif Kurdistan News-KNN /Pirtûk/ "Krîvo, wilo binîvs rewşên min / Rêwayet tê...
Kurdistan News -KNN/ Roman/ SÎMYAGER, PIRTÛKA KU KARWANIYEKÎ EW ANÎBÛ, girt destê xwe. Bergê pirtûkê tunebû, lê dîsa jî wî...