Cejna Newroz Pîrozbê!M. Can YÜCE / Bijî Newroz! Öncelikle halkımızın Newroz Direniş Bayramı Kutlu Olsun! Newroz,… |
Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına… |
Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!M. Can YÜCE /ırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına… |
BİZE VURDUKLARINIZ DÖNER SİZİ DE VURUR!Dursun Ali Küçük-29-12-2011ORDU BİRKEZ DAHA İNSANLIK SUÇU İŞLEDİ Yeni yıla Türk savaş uçakla… |
35 kişi toprağa verildiUludere'nin Ortasu (Roboski) Köyü'nde savaş uçaklarının bombardımanı sonucu katledilen 35 yurtt… |
F-16 bombası!Umarız, Uludere'de tarihe düşen 'kara leke', Başbakan Tayyip Erdoğan için yeteri ölçüde uyarıcı… |
Kürkçü: Bedelini ödetmeyen namert olsunRoboski Köyü'nde gerçekleştirilen katliam Mersin, Osmaniye ve Hatay'da protesto edildi.Uludere'… |
Kürt hareketinden tepkiler(30.12.11) – Türk sermaye devletinin Uludere'de gerçekleştirdiği katliama yönelik tepkiler sürü… |

M. Can YÜCE / Bijî Newroz! Öncelikle halkımızın Newroz Direniş Bayramı Kutlu Olsun! Newroz, Direniştir; zalime, zulme, sömürgeciliğe ve despotizme karşı direniş ve zaferi simgeliyor! Newroz, aynı zamanda, Mazlum Doğan’la birlikte çağdaş, devrimci,...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!Çok açık ki, 35 insanımızın hunharca katledilmesi, ne bir “Operasyon kazası”, ne de bir...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / TC Başbakanı R. T. Erdoğan, Dersim Katliamı üzerine yaşanan tartışmalar vesilesiyle Dersim’de bir katliamın gerçekleştiğini, daha önce açığa çıkan bazı resmi belge ve fotoğrafları göstererek...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / Kürt halkı direniyor, öteden beri bilincinde ve bilinçaltında oluşan temel istemler doğrultusunda önemli bir direnç gösteriyor, bütün bunların ağır bedellerini ödemekten de çekinmiyor… Bu, bir olgu ve...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / ( Bir yıl önce yazdığım makale bugün için de günceliğini koruyor. 14 Temmuz Direnişini bir kez daha selamlıyor, şehitlerini saygıyla anıyorum... 13 Temmuz 2010) 14 Temmuz Ölüm...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / 12 Haziran Seçimlerine büyük bir anlam atfediliyordu, önemli sonuçları olabileceği vurgulanıyordu. Bir bakıma bu değerlendirmeler boşuna değildi. Egemenler cephesindeki güç dengeleri ve ilişkileri, bunların kaderi ve...
Devamını oku...
M. Can YÜCE / Şırnak- Roboski Katliamı, TC’nin Kürdistan Politikasının Özüdür, TC’nin Kürt Halkına Bakışının Sahici Aynasıdır!Çok açık ki, 35 insanımızın hunharca katledilmesi, ne bir “Operasyon kazası”, ne de bir...
Devamını oku...
Dursun Ali Küçük-29-12-2011ORDU BİRKEZ DAHA İNSANLIK SUÇU İŞLEDİ Yeni yıla Türk savaş uçakları, ordu ve hükümetin katliamı, Kürtlere siyasetin fiilen yasaklandığı, parti kapatmanın gündeme geldiği, gerilla güçlerine karşı nokta operasyonları ve...
Devamını oku...
Uludere'nin Ortasu (Roboski) Köyü'nde savaş uçaklarının bombardımanı sonucu katledilen 35 yurttaş Güzelyazı Köyü'nde yan yana açılan mezarlara 30 bini aşkın yurttaş tarafından toprağa verildi.ŞIRNAK - Şırnak'ın Uludere (Qileban) İlçesi'ne bağlı...
Devamını oku...
Umarız, Uludere'de tarihe düşen 'kara leke', Başbakan Tayyip Erdoğan için yeteri ölçüde uyarıcı olur.CENGİZ ÇANDAR / RADİKAL Türkiye, 2011 yılını kara, kapkara bir leke ile noktaladı. Şırnak Uludere’de ‘İHA’lardan (İsrail yapımı...
Devamını oku...
Roboski Köyü'nde gerçekleştirilen katliam Mersin, Osmaniye ve Hatay'da protesto edildi.Uludere'de gerçekleştirilen katliama tepkiler devam ediyor. Mersin'de ise Akdeniz İlçesine bağlı Güneş Mahallesi'nde bulunan Akdeniz Belediyesi Sosyal Tesisleri önünde bir araya...
Devamını oku...
(30.12.11) – Türk sermaye devletinin Uludere'de gerçekleştirdiği katliama yönelik tepkiler sürüyor. Kürt hareketi cephesinden yapılan açıklamalarda katliamın “operasyonal bir hata” olmadığına ve planlı olarak gerçekleştirildiğine vurgu yapıldı. KCK: Katliam tamamen planlı KCK...
Devamını oku...
Tarihi Kürt halkına dönük sayısız vahşet ve katliamla dolu olan Türk sermaye devleti, bu kanlı siciline bir halka daha ekledi. Türk ordusuna bağlı savaş uçakları Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Roboski...
Devamını oku...
Kuzey Irak sınırında F-16'lar kaçakçılık yapan köylüleri bombaladı. 35 kişi öldü. Sağ kurtulan Servet Encü, "Asker yolumuzu kesti ve bombardıman başladı" dedi.F-16 savaş uçakları, İnsansız Hava Araçları’ndan (İHA) gelen görüntüler...
Devamını oku...
Dün dağda öldürülen o insanların sırtına vurdumduymaz politikaların semeri vurulmuş, ne gam!CÜNEYT ÖZDEMİR / RADİKAL Bahman Gobadi büyük yönetmen. Eğer o 2000 yılında Sarhoş Atlar Zamanı adlı filmi çekmeseydi dün dağlarda...
Devamını oku...
Gerici savaş ve saldırganlık cephesini durduralım! Sermaye devleti Kürt hareketine yönelik olarak bir dönemdir tırmandırdığı saldırganlığı yeni bir evreye ulaştırmış bulunuyor. Hakkari Çukurca’daki gerilla saldırısının ardından Güney Kürdistan topraklarına yönelik kapsamlı...
Devamını oku...
Halk yaralarını kendi sarıyor!< (24.10.11) - Van'da dün meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından ortaya çıkan yıkımın bilançosu her geçen saat büyüyor. Merkez üssü Van'ın Erciş ilçesi olan ve bölgedeki 13 ilde...
Devamını oku...
Devrim davası bu ülkede onlar gibi yiğit, fedakar ve adanmış devrimcilerin omuzlarında büyüdü, bugünlere taşındı!... Mare nostrum En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan Fırlayarak... En...
Devamını oku...
V. I. Lenin İşçi yoldaşlar! Bütün ülkelerin işçilerinin bilinçli bir hayat için uyanışlarını; insanın insana zulüm ve baskısına karşı mücadelede, milyonlarca emekçiyi açlık, yoksulluk ve rezillikten kurtarma mücadelesinde birlik...
Devamını oku...
Bir proleter bayram gününü, sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya’da doğdu. Avustralyalı işçiler, 1856’da, sekiz saatlik işgünü lehinde gösteriler yaparak,...
Devamını oku...
İşçiler, emekçiler! İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşıyor. İşçi sınıfı ve emekçiler bu yıl da dünyanın dört bir yanında baskı, sömürü ve kölelik...
Devamını oku...
Devrime adanmışlığın ve siper yoldaşlığının manifestosu! Türkiye’de ‘60’lı yıllar sosyal-sınıfsal hareketliliğin kabardığı, gençlik hareketinin de yığınsal ve devrimci şiarlarla boy gösterdiği bir dönem oldu. Dönem içerisinde sol hareket de...
Devamını oku...
Sadık Varer - Diyelim ki ‘mahallenizde’ bir çatışma var. Çatışan gruplardan biri zayıf diğeri güçlüdür. Bu durumda, vicdanınızın sesine uyup zayıfın yanında yer almak isteyebilirsiniz, ama akılcı...
Devamını oku...Anayasa’nın 11.,15. 25.,26.ve 90/ son maddesi yanında, iç hukukun zorunlu bir parçası ve bağlayıcı üst norm durumunda olan Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 10.maddesi,İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 19.maddesi,Kişisel ve...
Devamını oku...
İsmail Beşikçi / 25 Mart 2011 günü, Ankara’da, İnsan Hakları Derneği tarafından, “Medya’da Irkçı-Ayrımcı Söylemler ve Türkiye’de Irk Ayrımcılığı Mevzuatı” konula bir konferans düzenlendi. Konferans, TMMOB İnşaat Mühendisler Odası’nda...
Devamını oku...
Sadık Varer / Rivayet odur ki, 3400 yıl önce Mısır’da yaşanan kimi olaylar bir tablet üzerine yazılır ve halkın bilgisine sunulurmuş. Bu tableti dünyanın ilk gazetesi sayanlar da vardır, fakat...
Devamını oku...
Mart 1917 Kürdistan’da, Kafkaslarda, Mesopotamya’da Osmanlı Ordusu’na bağlı güçler. Haritadaki askeri tanımlar en sona yerleştirilmiştir. Bizanslılar döneminde Kürdistan’dan diğer coğrafi alanlara doğru sürgünler, mecburi iskanlar gerçekleştirilir. Bizanslılardan nüfus mühendisliğini öğrenen osmanlılarda...
Devamını oku...
En son "Kürdistan" dediği için Türk mahkemesince yine cezaya çarptırılan Sosyolog İsmail Beşikçi, Öcalan'ın, devletle yürüttüğü görüşmelere bir heyetle girmesini ve bunun için şartlarının düzeltilmesini istedi. Türk hükümetinin ve devletinin...
Devamını oku...
TAK'IN tehdit ettiği ünlü Kürt sanatçı Şivan Perwer Taraf ’a anlattı: Kendisi dışındaki görüşlere hayat hakkı tanımamış bir partinin, kendisine boyun eğmeyen bir sanatçıyı hedef yapması şaşırtıcı...
Devamını oku...
Emekçi kadınlar başta olmak üzere dünya kadınları, 8 Mart Emekçi Kadınlar Gününü kutluyor, kendi sorunlarını tartışıyor, çözüm yolarını öneriyorlar. Kuşkusuz bütün kadınların bu konuya bakışları ve çözüm ...
Devamını oku...İsmail BEŞİKÇİ / Ziya Gökalp Türk milliyetçiliği yapmıştı, İsmail Beşikçi de Kürt milliyetçiliği yapıyor deniyor. Bu yanlış kanı çok kaba ve çok yüzeysel bir karşılaştırma sonucu ortaya çıkıyor.…
Sadık Varer / Hidroelektrik Santraller (HES’ler), insanlığın bugününü ve geleceğini ciddi olarak tehdit eden fosil yakıtlar ve nükleer santrallerle karşılaştırıldığında tercih edilebilir enerji kaynakları olarak görülebilir. Meseleyi böyle ‘saf haliyle’ ele…
Sadık Varer / Tunus’ta başlayan, Mısır’a sıçrayan ve Ortadoğu’nun diğer diktatöryal rejimlerini de etkileyeceği düşünülen ayaklanma halleri, doğal olarak uzunca bir süredir devrim hasreti çeken biz devrimcileri adamakıllı…
Bir yandan, toplumsal hareketler mevcut muhalefet partilerinin veya bireylerin bir bakıma yapamadığı veya yapmaya gönülsüz olduğu şey ile, diktatörü devirmesi ile doruğa ulaşan biçimde, başarılı bir sürekli mücadeleyle…
Dost da düşman da çok iyi biliyor ki, ben hayatım boyunca hiç bir baskıya boyun eğmedim. Özgürlük tutkusu ve haksızlığa karşı başkaldırı benim yaşam felsefemdir. Ben dün ne…
Yönetmen Çayan Demirel Diyarbakır zindanını belgesel bir Film ile anlatmaya çalıştı. Bu filmin bir bölümüne bir internet sitesinde rastladık. Seyredemeyen okuyucularımıza buradan seyretme imkanı yaratıyoruz. Bu filmden dolayı yönetmen…
Devredilemez Haklarımızdan Vazgeçmeyeceğiz 27 Ocak 2011 Perşembe 1948 yılında İsrail devleti kurulurken Nakba sonucunda Filistin'in %78'ini işgal etti. Bu bölgede yaşayan 900 bin Filistinliden 750 bini İsrail tarafından sürülerek mülteci konumuna düşerken…
Aşağıdaki bildiri 27 Ocak 2011’de İngiltere'de Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Londra bürosundaki işgale katılan öğrenciler tarafından yayımlanmıştır. Bizler, Filistinli Öğrenciler Genel Birliği'nden (FÖGB) Filistinli gençler bugün burada birliğimizin kurtuluş mücadelesinde tuttuğu…
Sadık Varer / Sakarya Meydan Muharebesi’nden zaferle dönen Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi’nde coşkuyla karşılanır. Mebusların hemen tümü Mustafa Kemal’i ayakta alkışlayıp saygı gösterisi yaparken genç bir mebus meclisin ortasında…
Sema Sultan / Geçtiğimiz hafta içinde Ulucanlar cezaevinin müzeleştirilmiş görüntüleri basına yansıdı. Kuşkusuz büyük devrimci direnişlerin ve katliamların yaşandığı bir zindanın Müzeye dönüştürülmesi olumlu bir adımdır. Ancak bu adım gerçeklerin…
Sema Sultan / Bir sorunu tanımlamak, bu sorunu yaratan nedenleri doğru saptamak ve çözüm yollarını da beraberinde ortaya koymakla anlam kazanır. Geçtiğimiz günlerde AKP iktidarının açıklamaları bana bir deyimi hatırlatıyor.…
Sadık Varer / Söz ulusların ayrılma hakkından açılınca aklıma Rosa Luxemburg geliyor. Rosa bu meseleyi kadının ayrılma hakkı örneğinden yola çıkarak açıklıyordu. Bir kadının bir erkekle birlikte yaşama hakkı doğal sayılır…
Dünyanin en seçkin bilimadamlarindan Prof. Fahrettin Petek'in cenaze töreni 3 Ocak 2011 Pazartesi günü Paris'te Père Lachaise Mezarligi'nin krematoryumunda yapilacaktir. Petek'in 24 Aralik 2010 günü Paris'te tedavi gördügü Paul Brousse Hastanesi'nde…
1978 yılında 19 Aralık günü başlayan ve 25 Aralık gününe kadar devam eden Maraş katliamının 32. yıldönümünde bir kez daha ilan ediyoruz; UNUTMADIK!.. UNUTTURMAYACAĞIZ!.. Derin devletin MHP’li faşistler aracılığıyla başlattığı ve gerici-yobaz…
1- 1 Eylül 1916 genel durum. Doğu Bürosu tarafından hazırlanan harita. Osmanlı Ordusu tarafından soykırıma uğratılan Kürd ve Ermeni halklarının yaşadıkları coğrafyada savaş güçleri, taraflar. Sultan II.Abdulhamid Sultan Abdulhamid osmanlıyı…
Sadık Varer / İnsanlık tarihinin son çeyrek yüz yılında yaşanan teknolojik gelişmenin hızına yetişmek giderek zorlaşıyor. Bu arada baş döndürücü hızla gelişen teknolojiyi üreten ve kullanan güçlerin toplum üzerindeki…
İsmail Beşikçi/ ...Türkiye’de din her zaman devletin denetiminde olmuştur. Türkiye laik bir devlet değildir. Din devletin denetimindedir. Diyanet İşleri Başkanlığı bir devlet kurumudur. Devlet dinsel akımları istediği gibi…
Ece Temelkuran / KAMER Genç ile Burhan Kuzu'nun "cılk" muhabbeti yaptığı sırada (K.G.: "Ben öğrencilere 'Cılk yumurta atın' dedim." B.K.: "Kaliteli yumurta attılar." Karşılıklı ha ha ha)... Vakit Gazetesi'nde karikatürist Kemal…
Aşağıda okuyacağınız yazı, yaklaşık 20 yıl önce yazılan "Diyarbakır Zindan Direnişi" adlı kitaptan alınan bir bölümdür. Virgülüne dahi dokunmadan olduğu gibi yeniden yayınlıyoruz. Diyarbakır Direniş gerçeğinin doğru kavranmasına katkı sunacağına inanıyoruz. 25 Eylül 2008, Sosyalistê Şoreşger
DİYARBAKIR ZİNDANLARINDA KİTLESEL DEVRİM: EYLÜL DİRENİŞİ
Eylül 1983 direnişinden önceki direnişler, bütün görkemliliğine ve muazzam siyasal sonuçlar doğurmalarına karşın, cezaevi statüsünü köklü bir dönüşüme uğratamadılar. Bunun çok önemli ve çeşitli nedenleri var. Yukarıdaki bölümlerde açıkladık ve bu olgu, o direnişlerin büyüklüğünü, görkemliliğini gölgeleyemez. Cezaevinde kurulmuş bulunan statüyü parçalama, dağıtma ve yerine insani değerler ve devrimci kimliğimize uygun bir yaşam kurma onuru Eylül 1983 direnişine aittir. '81 Direnişi, Mazlum, Dörtler ve 14 Temmuz'un yarattığı temel üzerinde gelişen ve bu direnişler zincirinin soylu bir halkası olan Eylül direnişini biraz ayrıntılıca incelememiz gerekiyor. Çünkü bu konuda bugüne dek çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Tabii herkes, kendi cephesinden olaya yaklaştı, baktı. Dolayısıyla olayı kendine yontma, daha fazla siyasal yarar elde etme durumu sıkça görüldü. Bu, zindan gerçekliğinin ve bu bağlamda Eylül direnişinin çarpıtılması ve yanlış gösterilmesi anlamına da geliyordu. Eylül direnişi gerçekliğini, tarihsel gelişme perspektifi içinde irdeleyip grupların konumlarını ve durumlarını tam bir nesnellikle yerli yerine oturtmaya çalışacağız. Böylece bu konudaki çarpıtmalar, kendine yontma hesapları da gerekli yanıtı bulmuş olacak ve devrimci kamuoyu gerçekleri öğrenme fırsatını yakalamış olacaktır. 14 Temmuz büyük ölüm orucu eyleminin sonuçlandırılmasından sonraki gelişmeleri özetleyerek işe başlayacağız.
1
14 TEMMUZ'DAN SONRAKİ GELİŞMELER
14 Temmuz eyleminin başarıyla sonuçlanmasından sonra, öncelikli görev, onun getirdiği ve kazandırdığı kazanımlara ve haklara sahip çıkmak ve pratikte oturtmaktı. En önemli kazanımlar, yazılı savunma hakkı, itirafa zorlama politikasının geriletilmesi ve işkencenin durdurulması veya hafifletilmesi biçiminde somuttandı.
1982'nin sonbahar aylarında, duruşmalar sürüyordu. PKK ana davası son aşamasına varmıştı artık. Sık sık mahkemeye çıkılıyordu. Bu dönemde mahkemeye çıkan arkadaşlar, 14 Temmuz'un siyasal ve tarihsel anlamını anlatıyor, 14 Temmuz kahramanlarının anılarına saygısını ve bağlılığını vurguluyor, faşist Türk sömürgeciliğinin zindan politikasını ve sergilenen vahşeti teşhir ediyor, yargılıyordu. Bu teşhir ve açığa çıkarma tutumu, bir kampanya biçiminde ve kitlesel boyutlarda gerçekleşiyor ve sürüyordu. Yine bu bağlamda, daha önce itiraf zorlamalarına dayanamayarak itirafçı konumuna düşenler, ilk çıktıkları duruşmalarda itiraflarını geri alıyor, bunun gerekçelerini geniş geniş anlatıyor, kendilerinin geçmiş tutumunu mahkûm ederek partiyi ve direnişçi çizgisini yüceltiyordu. Böylece, mahkemeler, mahkeme kürsüleri, sömürgeciliğin ve uygulamalarının yargılandığı, ulusal kurtuluş davasının ve zindan direnişçiliğinin savunulduğu, yüceltildiği devrimci bir platforma dönüştürüldü.
Bu, çok önemliydi. Cezaevi kitlesinin Mazlum, Dörtler ve en son 14 Temmuz direnişleriyle başlayan kendi kendini sorgulama, kendine gelme, kendine güven vb. eğilim ve duyguların gelişmesi sürecinin hızlanması ve giderek belli bir olgunluğa ulaşmasına işaret ediyordu. Yani, cezaevi bir kitlesel direnişe doğru yol alıyordu artık. Kitlelerin moral ve ruh durumu, siyasal eğilimi buna işaret ediyordu. 14 Temmıız'dan sonraki mahkeme tutumları, bu süreci olgunlaştırıyordu. Daha önce (1980-81) teslimiyete dört elle sarılan, kurtuluşu teslim oluşta gören, tam bir şok, panik ve beklenti gerginliği içinde yaşayan kitlenin gelişen direnişlerle kendi kendine gelmeye başlaması, kendini sorgulaması, olumsuz eğilim ve öğelerle bir hesaplaşmaya tutuşması, direnişçi duyguların gelişme kaydetmesi Diyarbakır zindanları açısından çok önemli bir durumdur. Bu olguda 14 Temmuzun rolü çok büyüktür.
14 Temmuz'dan sonra moral üstünlük devrimci tutsaklara geçmiştir. Mahkemedeki tutumları ve cezaevinde belli uygulamalara karşı alınan tavır vb. bunun açık işaretidir.
1982'nin sonlarında PKK ana davasının savunmaları başladı. Gündemde şu soru vardı: Faşist yönetim yazılı savunma hakkını kullanmamıza karşı nasıl bir tavır alacaktır? Bu hakkımızı kullanmada kesin kararlıydık. Hayri yoldaşın vasiyetini ölüm pahasına yerine getirecektik. Eğer verdikleri sözleri tutmaz, yazılı savunma yapmamızı engellerlerse, yeniden ölüm orucuna başlayacaktık, kararımız buydu.
Tüm arkadaşlardan bu temelde hazırlıklı olmaları istenmişti. Anıya saygının önkoşulu siyasal savunma hakkının en asgari ölçülerde de olsa kullanılmasıydı. Bu konuda kesinlikle geri adım atılmayacaktı. Bu, aynı zamanda 14 Temmuz kazanımlarını koruma ve yerleştirme kararlılığımızın somut bir ifadesiydi.
Ana dava savunmaları gelip çattığında, yazılı savunma hakkını engellemek için birçok yola başvurdular. Resmen bu hakkı yasaklamadılar. Ancak kâğıt-kalem vermemekten tutalım da, açık tehditlere ve işkencelere varan bir dizi engelleyici önleme başvurdular. Cezaevi hoparlöründen açıkça pişmanlığa çağrılar yapıldı, siyasi savunma yapanlar tehdit edildi. Bunlara rağmen, tüm olanaksızlıklar ve olumsuz koşullar zorlanarak siyasi savunmalar yazıldı, tam kapsamlı olmasalar da bu yazılı savunmalar mahkeme dosyalarına konuldu. Yazılı savunmayı tam olarak yasaklamadılar, yasaklayamadılar, çünkü bu konuda kararlılığımız defalarca vurgulanmıştı. Böyle bir yasak karşısında yeni bir ölüm orucunu göze almaları gerekiyordu, göze alamadılar. Yazılı savunma konusu bizim için bir sınavdı, sınav başarıyla verilmişti.
Bütün bunları, Eylül'e nasıl geldiğimizi vurgulamak açısından anlatıyoruz. Eski statünün kabul edilmeyeceği somut kararının 14 Temmuzla verildiğini ve sonrası gelişmelerin bu kararı pekiştirip olgunlaştırdığını anlatmak istiyoruz. Eylül direnişini "kendiliğindenci" bir hareket olarak değerlendiren kişi veya gruplara, Eylül öncesi siyasal olay ve gelişmeleri anımsatmak için bu ayrıntılara giriyoruz.
Yazılı savunma hakkının yasaklanması, olanaksızlaşması tavrı karşısında ölüm orucuna başlama kararı, giderek, statüyü değiştirme, yerine yeni yaşanabilir bir statüyü kurma hedefiyle gelişip zenginleşecektir. Ve bu, daha somut çabalara, hazırlıklara, çalışmalara dönüşecektir.
14 Temmuz ölüm orucuna katılan arkadaşlar, 35'den ve diğer kitleden tecrit edilmişlerdi. 36. koğuşa konulmuşlardı. Tüm tecrit çabalarına karşın, 35 ile sürekli bir bağlantıları vardı. Dolayısıyla savunma aşamasında, yeniden direniş, ölüm orucu vb. eylemlere hazırlık çabaları koordineli ve örgütlü bir tarzda yürütüldü. Bu yönlü düşünce ve kararımız, 36'da bulunan Partizancıya da söylenmiştir. Kendisi de bu düşünce ve kararı olumlu bulmuştur.
1983'ün Ocak'ında H.H. Karakuş'un kendiliğinden, hiç bir zorlama ve baskı olmaksızın itirafta bulunması, cezaevinde baskı ve işkencenin yeniden vahşet boyutlarına sıçramasına yol açtı. O döneme dek, 14 Temmuz'un etkisiyle, kısmen bir gerileme, yavaşlama olmuştu işkencede. Ancak H. H. Karakuş'un itirafı, faşist Türk sömürgeciliğini yeniden umutlandırdı, cesaretlendirdi ve itiraf dayatmalarını yaygın bir tarzda gündemleştirdi. İşkence, vahşet boyutlarında sürüyor olmasına karşın, vurgulayalım ki, 14 Temmuz ve sonrası pratik tavırların kitlede yarattığı moral üstünlük ve direniş eğilimini pek etkileyemedi; gelişen, güçlenen hep direniş eğilimi oldu.
Öte yanda, itiraf politikasının vahşet eşliğinde yeniden gündemleştirilmesi yeni bir direnişi örgütleme çabalarını, daha somut ve hızlı bir tarzda ele alınmasını dayattı. Hayri'lerin, Kemal'lerin, Mazlumların anısı bunu zorunlu kılıyordu, bir an önce harekete geçmemizi emrediyordu. Direnişi daha üst boyutlara, sonuç getirici düzeylere sıçratmak tutumu ile anılarına bağlılık ve saygı gerçekleşebilirdi. Tersi bir yaşam, zindan şehitlerinin anısına, vasiyetlerine ve uğruna ölüme koştukları büyük davaya ihanet olacaktı. Onurla taşıdıkları ve zindan burçlarına diktikleri direniş bayrağını dalgalandırmak ve tüm zindanı bununla donatmak, bizim için olmazsa olmaz bir yükümlülüktü. Düşmanın somut itirafa yönelik çabaları bizim harekete geçmemizi zorunlu kılıyordu zaten. Bu, 14 Temmuz'un sonuçlarına getirdiği hak ve kazanımlara bir saldırıydı, çünkü.
Önerdiklerimiz
Belge: 1
BAŞKANLIK KONSEYİNE,
Arkadaşlar,
Uzun süredir size kapsamlı bir rapor yazma ihtiyacındaydım. Ama bir yandan bazı gelişmelerin biraz daha netleşmesini bekledim, bir...
Kısa Açıklama:
Aşağıda okuyacağınız mektup ve raporlar, 1999 yılında yazıldı. Bir döneme tanıklık etmektedir. Bu belgeler, İmralı sürecinin o günkü koşullarda...
Aşağıda okuyacağınız yazı, yaklaşık 20 yıl önce yazılan "Diyarbakır Zindan Direnişi" adlı kitaptan alınan bir bölümdür. Virgülüne dahi dokunmadan olduğu...
Cemil Gündoğan imzasıyla “Kawa Davası ve Kürtlerde Siyasi Savunma Geleneği” adlı kitap Vate Yayınevi tarafından yayınlandı. Kitabın adının ikinci bölümü...
Gece karanlıktı, zifiri karanlık. Hava ağırdı. Teslimiyet ve ihanet kol geziyordu. Daha çok da zindanın üzerine çökmüştü. Sadece gece değil,...
| Önerdiklerimiz 2
M. Can YÜCE / Bugün 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Eyleminin on yedinci yıldönümü. Değerlendirmeme başlarken öncelikle bu büyük...
Aşağıda okuyacağınız yazı, yaklaşık 20 yıl önce yazılan "Diyarbakır Zindan Direnişi" adlı kitaptan alınan bir bölümdür. Virgülüne dahi dokunmadan olduğu...
Gece karanlıktı, zifiri karanlık. Hava ağırdı. Teslimiyet ve ihanet kol geziyordu. Daha çok da zindanın üzerine çökmüştü. Sadece gece değil,...
Not: 10 yıl önce kaleme alınan bu değerlendirmenin bugün için de geçerli olduğuna inanıyoruz. Sosyalistê Şoreşger,12 Eylül 2008 ÖnsözAşağıda okuyacağınız...
| Kitap
Romana "Kela Hawaran" ya Zeynel Abidîn derket...
Romaneke Zîndana Amedê ya bi navê Kela Hawaran ji nav Weşanxaneya Han ya li Berlîn...
"Pîr Sûltan Evdal im, ez bi peyman im"
KNN/Pirtûk/ Dîwana hozan û feylesofê mezin yê ji warê bakûrê Kurdistanê Sêwasê...
Pírtûk-Roman/ Van roja Weşanxana DENG beşa duda ya romana Eskerê BOYÎK a nû XERÎBÎ weşand. Beşa ewlin: XEZEBA XWEDÊ, GUNDÊ...
Min ji bêriya te paywend kevin kirin/ Ahmed Arif
Kurdistan News-KNN /Pirtûk/ "Krîvo, wilo binîvs rewşên min / Rêwayet tê...
Kurdistan News -KNN/ Roman/ SÎMYAGER, PIRTÛKA KU KARWANIYEKÎ EW ANÎBÛ, girt destê xwe. Bergê pirtûkê tunebû, lê dîsa jî wî...
|