Sunday, 20 May 2012

Osmanlı İmparatorluğu’ndan T.C.ne milliyet, inanç ve Koçgiri–Dêrsim’de mecburi iskanlar

AddThis Social Bookmark Button

harita1Mart 1917 Kürdistan’da, Kafkaslarda, Mesopotamya’da Osmanlı Ordusu’na bağlı güçler. Haritadaki askeri tanımlar en sona yerleştirilmiştir.

Bizanslılar döneminde Kürdistan’dan diğer coğrafi alanlara doğru sürgünler, mecburi iskanlar gerçekleştirilir. Bizanslılardan nüfus mühendisliğini öğrenen osmanlılarda Kürdleri sürmeye, mecburi iskana tabi tutmaya başlarlar. Bildiğim kadarıyla Osmanlılar döneminde ilk büyük sürgün Yavuz Sultan Selim döneminde Çaldıran seferi sonrası gerçekleşir. (1)

Batı Dêrsime dahil olan Kamax( Kemah-Erzincan) 1515 tarihlerinde fethedilir. 1515’e kadar "sınır bölgesi" olma özelligini devam ettiren Qeresar(Karahisar) 1515’den itibaren "iç bölge" haline gelir. Qeresar sınır konumundan dolayı Kürdistan’a yapılan seferlerde askeri üs olarak kullanılır. Sınırda bulunan bölge Osmanlı-İran iktidar savaşına sahne olur.

1514 yılı Çaldıran seferi sırasında, sonrasında osmanlı güçlerinin geçtikleri yerleşim birimleri tahrib edilirler. İnsanlardan kaçabilenler sağ kalırlar. Bölgeyi çölleştiren bu seferle birlikte binlerce Kürd yerleşim birimlerini terk etmek zorunda kalırlar. Kürdlerin Qeresar olarak adlandırdıkları bölge osmanlı ve kürdler arasındaki sınırı oluşturur.

İlk kitabe de bölgedeki köylerin yaklaşık % 38'inin ve mezralarının % 45’inin  boş veya terk edilmiş (harab veya haricden) olarak kaydedilmesi, fetih sırasında bölgenin oldukça tahrip olmuş bir manzarasını sunmaktadır.” (2)

Çaldıran sonrası Celali direnişleri; Osmanlı işgal savaşlarıyla Kürdün doğal dengesi bozulur. Kürdler, topraklarında hakimiyet kurmak isteyen yabancı bir gücün varlığından rahatsız olurlar. Mitra-Zerdüşt inanç mensupları osmanlının hakimiyet kurma istemine karşı güçlü direniş hareketleri başlatırlar. 1550 yıllarından it­ibaren, Arz-ı Rom'dan (Erzurum) Sêvastia-Sêwaz’a(Sivas) kadar ve daha güneydeki bölgelerde Kürd direniş hareketleri devam ettirilirler. “...1590 yılı Ağustos ayında Kürd ulusu seferberlik ilan etti.” (3)

1595’te de Kürdler osmanlı askeri güçlerine “Yeniçeri”lere yönelirler. Serdar Mahmud adlı Kürd sembol haline gelir. Kesinli­kle sivil halka  dokunmaz. Yeniçerilere yönelik eylemler gerçekleştirir. Sivas'daki Osmanlı Paşası ise çok sayıda  askeri emri altında toplar.  Kürd ulusal direnişçisi, halk kahramanı Azic ve beraberindekileri yenmek amacıyla üzerlerine yürür. O, askeri gücüne rağmen Kürdlerin direnişleri karşısında yenilgiye uğrar. Yeniden Sivas merkeze döner. Direnişçi Kürdler ise Azic liderliğinde Os­manlı güçlerini Sivas'a kadar takip ederler. Şehri kuşatırlar. Paşa orada da yenilir. Kürdler Sivas'ı işgal ederler. (4)

 

Numriser0005aİmparatorluğun bütün olanakları kullanılarak 150 yıldan fazla süren Kürd ulusal direnişi bin yedi yüzlerin başında bastırılır. “Celali'lerin bu hareketleri 18. yüzyılın başlarında nihai olarak insafsızca bastırıldı. Ancak Dersim ve dolayları yarı bağımsızlık durumlarını muhafaza edebildiler.”42 ((Grikor Vartabet kamahetsi(Daranağtsi)’nin Kronoloji-1620-1640 yıllarında yazılıp, 1915’de Nşanyan Episkopos tarafından Kudüs’de basılır.s.33, 69) (5)

Bir yanda osmanlının işgal seferleri, savaşları, bir yanda osmanlı zulmüne karşı Kürd direnişleri devam ederler. Osmanlının kontrol altına alma, denetim kurma seferleriyle, vergileriyle, değişik şiddet türleriyle oluşturulan atmosferde Kürdün can ve mal güven­liği yoktur. Osmanlı; talan, gasp demektir. Her savaş, her askeri sefer de bu gerçek görülür. Kürdlerin maddi varlıkları imparatorluk adına gasp edilir. Osmanlı askerinin geçtiği yerler çölleşir, yerleşim birimleri tahrip edilirler. Kürde ait taşınabilinir mallar alınırlar, taşınamayanlarsa kullanılırlar, yakılırlar.

Celali direnişleri sürecinde Kürdistan’da sadece nüfus anlamında değil, ekonomik anlamda da ağır kayıplar yaşanır. Osmanlının doğrudan müdahalesiyle Mita-Zerdüşt-Kızılbaş inancından olan kürdler ekonomik açıdan mahvedilirler. Açlığa mahkum edilirler. Kürd kendisini güvenlikte his edemediği için yerleşim birimlerini boşaltıp, ulaşılması zor olan dağlık, ormanlık alanlara çekilir. Bu durum Kürdün toprakla olan ilişkisine, üretimine yansır. Hayvanlardan alınan verim, topraktan elde edilen ürün oranı düşer. Açlık, halkın deyimiyle kıtlık sürece yayılır.

Osmanlı İmparatorluğu yöneticileri kürdleri denetim altına aldıkları oran da kürdlerden yararlanabileceklerini anlarlar. Celali direnişleriyle ilgili incelemeler, tespitler yaptıran, sonuçlar çıkaran osmanlı, Kürd iskan politikasını da yeniden belirlemeye başlar. 18. yüzyıl da Kürdleri iskan da Celali direnişleri analizlerine göre kararlar verilir. Kürdleri iskan konusuna zaman ayırırlar.

Osmanlı kendisine bağlı taşra yönetim birimleri oluşturur. Bunları oluştururken de, Kürdistan’da inançsal duruma, göçer, yarı-göçer, yerleşik duruma göre kimliklerin özelliklerinde yoğunlaşır. Sosyal özelliklere göre hangi kesimin nereye iskan edileceğine karar verilir. Kürdistan coğrafyasının zenginliği, verimliliği, doğal koşulları gözönüne alınır. Kürdü coğrafi yapıya göre yerleştirmeye giderler.  İskan edilmemiş kürdle, yerleşik kürdün veya diğer halkların farklılıkları, benzerlikleri, çelişkileri gözönüne alınır. Osmanlının taşradaki yerel yöne­ticileri genel olarak, hem askeri hem de sivil yetkilerle donatılmışlardır. Onlar, iskan çalışmalarını da yürütürler.

Kürdü sürme, yerleştirme, yerleştirilen yeri terk ettirmeme konusunda görevlendirilen bu kişiler göçer, yarı göçer kürdün yerleşik olan kürdle ve komşu halklarla ilişkileri konusunda bağlı oldukları merkezleri bilgilendirirler. Kendilerine göre gerekli olan çalışmaları yaparlar. İskan, sürgün kararlarını haber alan Kürdler yerleşim birimlerini terk ederler. Osmanlı, Kürdü alışık olmadığı coğrafi alanlarda yaşamaya, yerleşmeye, üretici olmaya zorlar.

Osmanlı idaresi 100 yılı aşan bir sürece yayılan Kürd ulusal direnişi ve çarpışmalardan sonra 18. yüzyılda yavaş yavaş Mitra-Zerdüşt-Kızılbaş Kürdlerinin direnişlerini, güçlerini kırıp, bu bölgelere hakim duruma gelmeye başlar. Osmanlı idaresi imparatorluğun Kürdistan vilayetlerinde hakimiyetini güçlendirirken, dikkatini Kürdistan'ın yarı bağımsız Beylikle­rine yöneltir. (6)

Madenler, seferler ve sürgün ilişkisi;Kürdleri iskana karar veren imparatorluk “İskan komiteleri” oluşturur. Bölgelere göre Kürdlerin sosyal özelliklerini inceletir. Mecburi iskana tabi tutacağı kişilerin oranlarını toplumsal özelliklerine göre belirler. Sayılara göre de yönetim birimleri oluşturur.  Osmanlının Kürdistan’daki görevlilerinin hazırladıkları provakasyonlarla kürdler karşı duruşa, eylemliliğe çekilirler. Bu direnişler osmanlının taşra görevlileri tarafından suç olarak kabul edilirler. Kürd sürgünlerini, mecburi iskanlarını gerçekleştirmek için gerekli olan şartlar, ortam hazırlanır. Oluşturulan iskan komiteleri göreve davet edilirler.