DEVRİMCİ DEMOKRAT AVUKATLAR GRUBNUN İSMAİL BEŞİKÇİ NİN DAVASINA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI
Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirildiği 1999 yılından itibaren lideri olduğu örgütü olan PKK nin stratejisini değiştirdiği,bağımsız devlet ve hatta federasyonu çözüm görmeyi dahi red ve inkar ederek,Türk devletinin Avrupa Birliğine giriş konseptinin içerisinde olan dil kültür hakları ile Avrupa Özerklik Şartına paralel bir çizgiyi esas aldıkları aşikardır.Sosyolog- bilim adamı Beşikçi ise; elli bin yada yüz bin nüfusları olmasına rağmen,devlet kurarak uluslararası kurumlarda özne olan hakların tersine,dünyada 40-50 milyon civarındaki nüfusları ile devletsiz durumda bulunan en büyük nüfus olarak Kürt ulusunun kendi devletini(Kürdistan ı)koruma yönünde herhangi bir bilince sahip olmamasını,bu durumu sorgulamamasını eleştirmektedir.Sayın Beşikçi,Kürtlerin dünya’da 30 bin,50 bin yada 150 bin kişilik nüfuslarına rağmen, devlet kurup Birleşmiş Milletlerde ve diğer uluslararası kurumlarda özne olmuş halkların tersine,dünya’da hiçbir kurumda temsil edilmemiş olmasına,özne olamamasına dikkat çekerek, bu çelişik durumun genel anlamda bütün Kürtlerin, özelde de PKK lilerin bilincine çarpmamasını eleştirilerine konu edinmektedir.Bu durumda Sayın Beşikçi bilim yapmaktadır.Bizi kuşatan dünyanın tarihsel ve sosyolojik olgularına göre karşılaştırılmalı sorgulama yaparak, eleştirilerini ortaya koymaktadır.Bu çerçevedeki düşünüş tarzı, PKK’nın stratejisine tümden aykırıdır.Bu olguya rağmen,Sayın Beşikçi,PKK nin stratejisini benimseyip paylaşmak ve örgüt propagandası yapmak ile suçlanarak,tarji-komik bir yargılama faaliyeti gerçekleştirildi.Bir kişinin yargılanıp cezalandırılabilmesi için,herhangi bir örgütün stratejisini açıkça benimsediğini belirtmiş olması dahi yeterli değildir,açıkça silahlı mücadele ile ayaklanma çağrısı yaparak tahrik ve teşvikte bulunmuş olması gerekmektedir.Davaya konu edilmiş olan yazıda bu tür bir cümle de yoktur.Qandîl sözcüğü davaya konu edilmiş yazıda yazılırken, Q harfinin kullanılmış olması dahi,Sayın Beşikçi nin, PKK’nin amaç ve stratejisine paralel hareket ettiğine ilişkin bir delil olarak gösterilebilmiştir.Oysa bir bilim adamı, herhangi bir kavramı kullanırken, orijin ifadesiyle kaleme almak zorundadır.Bu durumu suç sayan iddia makamı ile mahkumiyet kararı veren Mahkemenin; reddçi,inkarcı,gerici,faşist bir ideoloji olan Kemalist çizginin siyasi ihtiyaçları çerçevesinde sübjektif yorumlar üzerinden siyasi bir amaçla suç yaratmaya yöneldiğini düşünüyoruz.
Bağımsız bir yargıdan bahsedebilmek için, mahkeme heyeti ile diğer bir yargı erki olan iddia makamının benimsemekte oldukları politik düşünceden,devletin resmi ideolojisinden,devletin resmi organlarını temsil edenlerin müdahale ve yönlendirmelerinden,medyanın yarattığı gündem ve baskıdan kendilerini soyutlayarak değerlendirme yapmaları zorunludur.Dava hukuki olmaktan öte,ya ideolojik-politik bir ihtiyaçtan, yada değişen mevzuata rağmen değişmeyen zihniyetleri üzerinden değerlendirme yapmalarından dolayı açılıp görüşülebilmiştir.Türk devletinin bir erki olan yargı;kendisini mevcut köhne mevzuat ile dahi sınırlayamadığından dolayıdır ki;bu tür keyfi ve politik davaları görüşerek mahkumiyet kararları verebilmektedir.
Yargı reformu; Türk yargısı için zorunludur,hakim sayısını,bina sayısını artırmak gerekli olmakla birlikte, bunlar yargı reformunun daha tali bir yönüdür.Yargı reformunun daha önemli yanını ise,savunma erkini güçlendirmek,savunma hakkı ile hak arama özgürlüğünü sağlamak,Türk yargısındaki otoriter ve totaliter anlayışı yok etmek,öte yandan değiştirilecek mevzuat ile birlikte, üç yargı erkinden ikisini oluşturan hakim ve savcıların zihniyetlerini de eğitimle değiştirebilmek oluşturmaktadır.
Dünya’da düşünce ve inanç özgürlüğü için verilmiş mücadelelerin en önemli simgeleri olarak Bruno,Sokrates ve Galile sayılmak ile birlikte;hiç birisi Tavaşin (Mavi Gök) adlı eserini Kürtçe yazan ve milattan sonra 856 yılında Beyza’da doğan,ancak Bağdat’ta Arap egemenleri tarafından hunharca katledilen Zerdeşti(Mazdeki)Kürt filozofu Halac ı Mansur ölçüsünde direnebilmiş değildir.Halacı Mansur u, ardılları durumunda bulunan ve Işık felsefesinin kurucusu olan diğer bir Kürt filozofu Şuhreverdi ile Nesimi takip etmiştir.Zerdüştlük ile birer yolu, yorumu ve devamı durumundaki Mazdekilikte, Kızılbaşlıkta(Alevilikte),
Bilim; düşünce çeşitliliğinin ve düşünce çatışmasının olduğu yerdedir.Devletin resmi ideolojisine aykırı olarak toplumsal yaşamda var olan olay ve olguların sorgulanarak irdelenmesi, resmi ideolojinin politik ihtiyaçlarına aykırı olan bilimsel düşünceyi ortaya çıkarmaktadır.Bilimsel düşünce,insanlığın tarihsel bilgi tutarı üzerinden gözlem yapmak,soru sormak ve sorgulamak üzerinden bir tez oluşturma süreci ile başlamakta,antitez ve sentezleme sonucunda bilimsel teorilerin oluşması üzerinden gelişebilmektedir.Sıkıyönetim Mahkemeleri ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin makyajdan geçirilmiş birer devamı durumundaki Özel Yetkili Beşiktaş 11. Ağır Ceza Mahkemesi siyasi,özel, olağanüstü mahkemedir, tabi hakim ilkesine aykırı olduğundan hukuk dışıdır.Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin bir hukuk sisteminde yeri olmadığından,ivedilikle bu mahkemelerin lağvedilmeleri gerekmektedir.
Davaya konu edilen yazının yargılaması ile bilim adamı olarak sadece İsmail Beşikçi yargılanmak istenmemiştir,Sayın Beşikçi’nin şahsında; bilim ve bilim yöntemi ile özgür düşünce yargılanmak istenmiştir.Sayın İsmail Beşikçi,kırk yılı aşkındır yargılanarak, 17 yılını zindanlarda geçirerek,bilimin namusunu Kemalist Türk yargısının politik kararlarına rağmen savunarak,Halac ı Mansur un bir adılı ve düşüncenin özgür olup olmadığının ölçüsü olmuştur.Beşikçi nin hakkında açılmış davalar düşünce ve ifade hürriyetinin bulunmadığını gösteren turnusol kağıdı gibidir.Beşiktaş 11. Ağır Ceza Mahkemesi ise, vermiş olduğu keyfi ve politik karar ile mahkeme heyetini ve mahkemenin savcısını mahkum etmiştir.O4 O3 2O11


