Van'da depremin bilançosu ağırlaşıyor...
Halk yaralarını kendi sarıyor!<
(24.10.11) - Van'da dün meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından ortaya çıkan yıkımın bilançosu her geçen saat büyüyor.
Merkez üssü Van'ın Erciş ilçesi olan ve bölgedeki 13 ilde de belirgin biçimde hissedilen depreme ilişkin devletin açıkladığı son rakamlar 239 ölü, 1300 yaralı olduğu yönünde. Ancak bölge halkının açıklamaları gerçek rakamların bu verilerin çok üzerinde olduğu yönünde.
Kirli savaşın derinleştirildiği ve Kürt hareketine dönük sınırötesi dahil askeri operasyonların yoğunlaştırıldığı bir süreçte meydana gelen deprem, sermaye devletinin aczini bir kez daha gözler önüne serdi. Burjuva medyada sunulanın aksine, Van'da devlet yoktu!
Depremin bilançosu sunulandan ağır
1999'da binlerce insanın yaşamını yitirdiği 7.4'lük Gölcük ve 7.2'lik Düzce depremlerinin ardından Türkiye'de yaşanan en şiddetli sarsıntı olarak kayıtlara giren Van-Erciş depremi büyük bir yıkıma yol açmış durumda.
Depremin merkez üssü konumunda olan Erciş'te, sabah saatlerindeki belirlemelere göre, 100'den fazla bina yıkıldı ve çok sayıda bina da ağır hasar gördü. Ayrıca 130 kişi kapasiteli özel bir öğrenci yurdu ile imam hatip lisesinin eski binası da yıkıldı. Aradan 24 saate yakın zaman geçmesine rağmen, ilçedeki yıkık binaların 40’ının enkazında halen insanların bulunduğunu söyleniyor.
Elektrik ve su verilemeyen ilçede iletişim altyapısı da çökmüş durumda. Telefon ve elektrik hatlarının çalışmadığı, bazı yolların da ulaşıma kapandığı ilçede hastaneler de yetersiz kaldı.
Van merkezde ve diğer ilçelerde de tablonun Erciş'tekine benzer olduğu ifade ediliyor.
Özelikle köylerin birçoğuna ulaşılamadığı, buralarda ortaya çıkan yıkımın ve ölü sayısının toplam bilançoya eklenmediği da belirtiliyor.
Havanın oldukça soğuk olduğu ve halkın ateş yakarak ısınmaya çalıştığı bölgede, arama-kurtarma çalışmalarının çoğu elektrik yokluğu nedeniyle araç farları yardımıyla yapılıyor.
Van'daki havaalanı da hasarlı olduğu için yardım malzemesi taşıyan uçaklar Erzurum'a yönlendiliyor.
Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada ise, depremin şiddeti baz alındığında, can kaybının bin civarında olacağı bildirildi.
“Devlet hemen elini uzattı” yalanı
Burjuva medya, özellikle akşam saatlerinde Tayyip Erdoğan bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretle birlikte, “devletin bölge halkına hemen elini uzattığı” yönünde haberler yaptı.
Devlet erkanından yapılan birçok açıklamada da, özellikle sağlık, yiyecek ve barınma noktasında gerekli ihtyaçların karşılandığı belirtilerek “Ortada sorun yok” havası yaratılmaya çalışıldı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın "Sağlık hizmetinde bir sorun yok" açıklamasını, İçişleri Bakanı İdris Nedim Şahin'in bu sabahki “Hem arama kurtarma hem de halkın barınması, beslenmesi, sağlık hizmetlerinin karşılanması konusunda hem Erciş'te hem de Van'da herhangi bir aksaklık, eksiklik bulunmamaktadır” sözleri izledi. Bunları ise, İçişleri Bakanı Atalay'ın, "Ulaşılmadık hiçbir yer kalmadı. Bugün itibariyle hiç eksik kalmamıştır" sözleri tamamladı.
Ancak Van halkının ve bölgedeki BDP'li yöneticilerin açıklamaları tablonun hiç de sunulduğu gibi olmadığını gösteriyor.
Bu bilgelere göre, saat 20.00'ye kadar Van Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı sivil savunma birliklerinin dışında çalışmalarda herhangi bir arama-kurtarma ekibi yer almadı. Çalışmaların çoğunluğu halkın kendi çabalarıyla gerçekleşti. Birçok köye ise halen her hangi bir yardım ekibi ulaşmamış durumda.
Depremden ancak 10 saat geçtikten sonra Kızılay tarafından Erciş'e iki çadır hastanesi kurulabildi. Çadırkentin kurulumu ise henüz tamamlanmadığı için birçok kişi sokaklarda kalmak zorunda.
Roj TV'ye konuşan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, "En ufak bir basın açıklamasında binlerce polisi, panzeri harekete geçiren devlet, yerin dibine batasıca bu yapı, krizi çözecek durumda değil" ifadelerini kullandı.
BDP Van Milletvekili Nazmi Gür ise, profesyonel kurtarma ekiplerinin eksikliğine dikkat çekti.
Kürt halkıyla dayanışmaya!
Van halkının “Burada devlet yok!” sözlerine konu olan tepkisi, deprem felaketinin ortaya çıkardığı tabloyu birçok açıdan özetliyor.
Kürt halkının üzerine bombalar yağdırarak kirli savaşı tırmandıran sermaye devleti, bölgenin bir depremle çöken altyapısındaki sorumsuzluğu ve arama-kurtarma başta olmak üzere bölgeye yardım göndermedeki atıllığı ile yıkımın artmasına ve acıların katmerleşmesine yol açmış durumda.
Toplum genelinde yaratılan şoven atmosferle kardeş halkların birbirine kırdırılmaya çalışıldığı böylesi bir dönemde Kürt halkıyla dayanışmayı yükseltmek ve deprem felaketinin asıl sorumlusunun sermaye düzeni olduğunu haykırmak, tüm işçi ve emekçilerin, devrimci ve ilerici güçlerin omuzlarında yakıcı bir görev olarak duruyor.
kizilbayrak.net


