Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan'ı Saygıyla Anıyoruz!
Devrim davası bu ülkede onlar gibi yiğit, fedakar ve adanmış devrimcilerin omuzlarında büyüdü, bugünlere taşındı!...
Mare nostrum
En uzun koşuysa elbet
Türkiye’de de devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan
Fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk
Aşk olsun
Can Yücel
1 Mayıs’ta mücadele alanlarına!
İşçiler, emekçiler!
İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşıyor. İşçi sınıfı ve emekçiler bu yıl da dünyanın dört bir yanında baskı, sömürü ve kölelik düzenine karşı mücadele bayraklarını yükseltecekler, eylem alanlarını dolduracaklar. Çıkarları birbirine temelden karşıt iki dünya, işçi sınıfı ve emekçiler dünyası ile sömürücü asalaklar dünyası, bir kez daha karşı karşıya gelecek.
30 Mart 1972 Kızıldere direnişi!
Devrime adanmışlığın ve siper yoldaşlığının manifestosu!
Türkiye’de ‘60’lı yıllar sosyal-sınıfsal hareketliliğin kabardığı, gençlik hareketinin de yığınsal ve devrimci şiarlarla boy gösterdiği bir dönem oldu. Dönem içerisinde sol hareket de kendi iç evrimi içerisinde devrimci bir hareket doğurdu. Dönemin sonunda bu gelişmenin önünü almak için düzen güçleri harekete geçtiler. Elbette de en başta devrimci hareketin en ileri güçlerini biçmeye yöneldiler. Böylelikle daha baştan, filiz halindeyken hareketi ezmek ve toplumu teslim almak istiyorlardı.
ÖZGÜR GAZETECİLİK
Sadık Varer / Rivayet odur ki, 3400 yıl önce Mısır’da yaşanan kimi olaylar bir tablet üzerine yazılır ve halkın bilgisine sunulurmuş. Bu tableti dünyanın ilk gazetesi sayanlar da vardır, fakat yaygın görüş, ilk gazetenin M.Ö. 59 yılında Roma Senatosu tarafından bastırılan Acta Diurna olduğu yönündedir. 2000 adet kopyalanan ve esas olarak imparatorun zaferlerinden, halkla ‘paylaşılmasında’ yarar görülen bazı siyasi gelişmelerden ve elbette gladyatör dövüşlerinin sonuçlarından söz eden Acta Diurna’da yer alan ‘havadisler’, okuma bilen Roma vatandaşlarınca halka aktarılırmış.
KARADENİZLİNİN HES İSYANI ve EKOLOJİK DUYARLILIK
Sadık Varer /
Hidroelektrik Santraller (HES’ler), insanlığın bugününü ve geleceğini ciddi olarak tehdit eden fosil yakıtlar ve nükleer santrallerle karşılaştırıldığında tercih edilebilir enerji kaynakları olarak görülebilir.
Meseleyi böyle ‘saf haliyle’ ele alırsanız HES karşıtlığınızın kabul edilebilir mantıklı açıklamasını yapmakta zorluk çekebilirsiniz; suyun potansiyel enerjisini mekanik enerjiye, mekanik enerjinin de elektrik enerjisine dönüştürülmesini sağlayan temiz enerji kaynağı HES’e karşı çıkmak, anlamsız bulunabilir. HES ‘işine’ girmiş şirket sahipleri ile iktidar sözcüleri de halkı ‘ikna etmek’ ve HES’lere kaşı çıkanları etkisizleştirmek için meseleyi bu minval üzere ele alıyor!


