30 Mart 1972 Kızıldere direnişi!
Devrime adanmışlığın ve siper yoldaşlığının manifestosu!
Türkiye’de ‘60’lı yıllar sosyal-sınıfsal hareketliliğin kabardığı, gençlik hareketinin de yığınsal ve devrimci şiarlarla boy gösterdiği bir dönem oldu. Dönem içerisinde sol hareket de kendi iç evrimi içerisinde devrimci bir hareket doğurdu. Dönemin sonunda bu gelişmenin önünü almak için düzen güçleri harekete geçtiler. Elbette de en başta devrimci hareketin en ileri güçlerini biçmeye yöneldiler. Böylelikle daha baştan, filiz halindeyken hareketi ezmek ve toplumu teslim almak istiyorlardı.
Devrimci önder kadroları biçmek üzerine kurulu olan bu terörün ilk halkası Denizler’in idam kararıydı. Kızıldere, bu saldırı hamlesine karşı dönemin devimci kadrolarının birlikte can bedeli karşı koyuşunun adı oldu. 30 Mart 1972’de Kızıldere’de devrime adanmışlığın ve siper yoldaşlığının manifestosu yazıldı.
“Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!”
Kızıldere’nin öyküsü 16 Mart 1971’de Sivas’ın Gemerek ilçesinde başlar. Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş, 12 Mart darbesinin gerçekleşmesinden birkaç gün sonra Sivas’a doğru yola koyulurlar. Gidecekleri yere varmadan motosikletleri bozulur. Motosikletin tamiri sırasında fark edilmelerinin ardından ihbar yerler. Polisler gelir ve çatışma başlar. Çatışma sırasında Yusuf ile Deniz birbirlerini kaybederler. Yusuf Aslan Sivas’ın Elmalı köyünde, Deniz Gezmiş ise Gemerek ilçesinde jandarma tarafından yakalanıp Kayseri’ye oradan da Ankara’ya getirilirler. Mahkemeler başlar, THKO davasından yargılanırlar. 9 Ekim 1971 tarihinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında idam cezasına karar verilir.
İdam cezasını geri çektirmek için THKO ve THKP-C’li militanlar ortak bir eylem gerçekleştirirler. Sinop’ta bulunan NATO üssünden üç İngiliz askerini kaçırırlar. 27 Mart 1972 sabahı rehinelerle Tokat’ın Niksar ilçesine varırlar. Burada muhtarın evinde saklanırlar. Belli bağlantıların deşifre olmasının sonucunda Niksar’da oldukları anlaşılır. 30 Mart 1972 sabahı jandarmalar muhtardan bilgi almaya gelirler, muhtar daha önceden hazırlamış olduğu ihbar mektubunu onlara verir.
Ev ve köy binlerce komando tarafından sarılır. Devrimcilerin talepleri karşılanmaz ve “teslim olun” çağrıları sıralanır. İngiliz askerleri kolluk kuvvetleriyle konuşması için çatıya çıkartılır, bu sırada yaylım ateşi başlar. Mahir Çayan çatıda başından yediği 6 kurşunla yaşamını yitirir. Kurşun yağmuru altındaki devrimciler ellerindeki imkanlarla karşılık verirler. Bir kişi haricinde herkes çatışmada ölür.
Dövüşerek ölenler geleceğe köprü oldular
Kızıldere’de on devrimci ölümsüzleşirken, Türkiye devrimci hareketinin tarihine büyük ve unutulmaz bir direniş destanı yazılır. ON’ları Denizler izler, idam sephasına başı dik giderler. Ardından da bir başka büyük devrimci önder İbrahim Kaypakkaya işkencelerde ser verip sır vermeyerek ölümsüzleşir. İşte devrimci hareket de bu büyük devrimcilerin yolundan serpilip büyük. Böylelikle dövüşerek ölenler yarınların kazanılmasına köprü olurlar.
39. yılında Kızıldere direnişi ve bu direnişte kızıllaşan yoldaşlarımızın önünde saygıyla eğiliyoruz.
www.kizilbayrak.net


