Ekmek, gül ve özgürlük istiyoruz PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Salı, 11 Mart 2008 21:28

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde onbinlerce kadın alanlardaydı. Yaşamak için ekmek, ruhumuz için gül istiyoruz diyen kadınlara yönelttik sorularımızı. 8 Mart’a hangi taleplerle geldiklerini, kadın olarak neler yaşadıklarını sorduk. /Dilek YILMAZ - Özgür YURTTAŞ

İşte onların cevapları…

Ayşe (İşsiz): Kadın hem ulusal olarak eziliyor, hem sınıfsal olarak, hem cins olarak, hem sistem olarak eziliyor. Bunların hepsine karşı kendi eylemimizi, kendi gücümüzü ortaya koyarak bir kadın kimliği yaratıyoruz. Erkek egemenliğine karşı çıkıyoruz. Ben mesela babam tarafından eskiden şiddeti görüyordum. Annem şiddet gördü, ben gördüm, kardeşlerim gördü, hala da görenler var ama eskisi gibi değil, değişim var. Tabii insanın istedikleri bir anda olmuyor. 8 Mart’a gelince kendi cinsimi yanımda hissediyorum. Kimliğini, kadın rengini hissedebiliyorum, artık erkeğin etkisinde kalmak istemeyen, kendi gücünü ortaya koymak isteyen, bağımsız bir kadın var. Gerçekten özgürlük istiyoruz kadınlar olarak.

Dilcan Altınkaynak (Tekstil işçisi): Şu an bizim kadın olarak problemlerimiz ön planda değil, biz kitlesel olarak işten atıldık, onun mücadelesini veriyoruz. Şu an biz zor durumdayız ve erkekler gibi, kapıda nöbette bekliyoruz. Kadınlığımızı yaşayamıyoruz bile. Kadınlık yok artık. Daha önce hiç katılmamıştım, gerçekten ilk defa katılıyorum 8 Mart’a. Daha önceden de biliyordum 8 Mart’ı, şimdi pişmanın daha önce gelmediğime. Böyle rengarenk insanları, rengarenk düşünceleri görmek farklı bir şey tabiî ki. Sonuçta hepimiz için mücadele ediliyor, özgürlük için ediliyor.

Burcu Güneş (İstanbul Af Örgütü Kadın Koordinatörü): Biz Af Örgütü olarak 2004’ten beri kadın sığınma evleriyle ilgili bir kampanya yürütüyoruz. Belediyelerle görüşüyoruz, sığınma evleri açmaları için. Kampanyamızın adı “Kadına Yönelik Şiddete Son.” Ancak belediyeler kadınlara karşı çok duyarlı değil. Türkiye genelinde toplam 34 tane sığınma evi var. Yasalara göre büyük belediyelerin ve 50 binden fazla nüfusa sahip tüm belediyelerin sığınma evi açması gerekiyor. Biz Beşiktaş’ta sığınma evi açılması için bir dizi çalışma yürüttük, belediye başkanı bir türlü bize randevu vermedi, sürekli danışmanlarıyla görüştük. Kendileri bize kadın sığınma evlerinin öncelikleri olmadığını söyledi. Şimdi bir danışma evi açıyorlar ama biz sığınma evi açmaları konusunda ısrar edeceğiz ve devam edeceğiz çalışmalarımıza. Bu 8 Mart’ta kadına yönelik şiddete son diyerek geldik. Türkiye’de ve dünyanın her yerinde kadınlar sürekli şiddete maruz kalıyorlar. Taciz ediliyoruz. İstanbul’da namus cinayetleri nedeniyle her 10 günde bir kadın cenazesi kalkıyor, bu nedenle biz bu taleplerle geldik. 8 Mart’ı kutluyoruz hala güncel çünkü kadınlar hala şiddet görüyor, ikinci plana atılıyor, sömürülüyor.

Nedime Öztürk (Emekçi Hareket Partisi’nde aşçı olarak çalışıyor): Kocam sürekli içki içiyordu ve sürekli kavga ediyorduk. EHP’lilerin içine geleli biraz düzeldi. İlk başta gelirken korkuyordum, şimdi korkmuyorum. 10 yıldır katılıyorum. Buraya gelince kendimi özgür hissediyorum, kimsenin karışmadığı özgür biri gibi hissediyorum.

Dilan Oğuz (İ.Ü.Öğrencisi): Üniversitede bir sürü sorun yaşıyoruz, hatta daha doğar doğmaz tercihler hayatımızı belirliyor. Kız çocuk ve erkek çocuk arasında okutma konusunda bir seçim yapılacaksa erkek çocuklar tercih ediliyor. Üniversiteye gelebilen şanslı kadınlardansanız bu sefer orada sorun yaşıyorsunuz. Ben bir kadın arkadaşımla birlikte ceza aldım üniversitede. Yurtta kalıyoruz biz. Yurtlarda erkeklerin giriş saatleri gece 2’lere kadar uzatılırken biz en geç saat 10’da yurtta olmak zorundayız. Ya da dışarıda kalmak bizler için sorun oluyor, erkekler sorun yaşamıyorlar. Meslek seçerken bile sorun yaşıyoruz. Mesela mühendis olmak istiyorsun ama herkes bak emin misin, bak sana göre değil, sonra pişman olursun diyerek hevesimizi kırıyor. Kadına uygun meslekler bize sunuluyor. Evde özellikle bizim yaşımızda sorunlar çok yaşanıyor. Saat 6’dan sonra dışarı çıkamayan, gece dışarıda kalamayan arkadaşlarımız var. Biz seni seviyoruz ve korumak istiyoruz diyor ailelerimiz ama bizim üzerimizde bir baskı oluşturuyorlar. Benim erkek kardeşim gece 12’de bile geliyor ama ben saat 7’de hava kararmadan evde olmak zorundayım. Türbanın kadını, AKP’nin de üniversiteleri özgürleştiremeyeceğini söylüyoruz. Bugün kadının özgürlüğü türban üzerinden tartışılıyor. Aslında kadının saç telinin bile erkeği tahrik ettiği mantığıyla kapanmamızı istiyorlar. Biz de diyoruz ki eğer bize bakınca tahrik oluyorlarsa neden biz kapanıyoruz, onlar bize bakmasınlar ya da bakınca tahrik olmamayı öğrensinler. Biz kendimizi gizlemek zorunda değiliz. Biz üniversiteden geldiğimiz için türban gibi, özgürlükler gibi, eğitimin paralı olması gibi üniversiteleri ilgilendiren taleplerle geldik bugün 8 Mart’a.

Beyhan (Mühendis): 8 Mart’ın tüm kadınların ezilmişliklerinin açığa çıkartıldığı bir mücadele günü olduğunu düşünüyorum. Kadınların özgürleşmesi için daha örgütlü daha kitlesel bir hale bürünmeli. Ben mühendis bir kadın olarak diğer kadınların yaşadıklarından farklı şeyler yaşamıyorum. Kendi özgül ayrımcılığım olarak işimle ilgili sorunlar yaşıyorum. Mühendislik alanında çok ciddi bir erkek egemen yapıyla yüz yüzeyiz. Daha işe girerken ayrımcılığa maruz kalıyoruz, iş ilanlarında erkek mühendis istiyorlar. Biz buna karşı da bugün alanlardayız. Teknik alanların kadınlara açılması lazım, kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanmalı kota gibi destek mekanizmaları uygulanmalı. Kadınların bu alanlara girişinin kolaylaştırılması lazım. Kadın temsiliyetinin her alanda, TMMOB dahil tüm emek örgütlerinde arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Yeni getirilecek sosyal güvenlik yasasında kadınların ellerinden alınmaya çalışılan kreş gibi, süt izni gibi, emeklilik gibi hakların bırakın geri alınmasını tam tersine arttırılmasını istiyorum. Diğer taraftan ev içi emeğimizin de görünür kılınması gerekiyor. Son olarak iş kazasında bir arkadaşımızı kaybettik: Gülseren Yurtbaşı, harita mühendisiydi. Biz artık buna iş kazası demiyoruz, iş cinayeti diyoruz. Devletin, hukuksal mekanizmaların buna karşı gerekli önlemleri alması gerektiğini düşünüyorum.

Emel (Mitingi kenardan izleyen bir ev kadını):Bir kadın olarak çok şükür özel hayatımda bir sorun yaşamıyorum. Sokakta falan tacizdir o tip şey hiç başıma gelmedi, tabi etraftan çok duyuyoruz. Genç kızım var, bir yere giderse merak ediyorum, kaygı duyuyorum. Her tip insan var sokakta. Çocuğum için endişe duyuyorum. 8 Mart’ı biliyorum. Yurtdışında fabrikada çalışan kadınlar yanmış, o gün kadın günü olmuş falan. Hiç katılmadım 8 Mart’a. Mitinglere katılmayı sevmiyorum ben. Miting denince aklıma bir karmaşa geliyor, sadece o gün için sokağa çıkılıyor ama neticede bir şey olduğu yok. Çünkü seni dinleyen yok.  

www.mavidefter.org

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
Çok küçük | Çok büyük

security code
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu girin


busy
Son Güncelleme ( Salı, 11 Mart 2008 23:09 )