ONURLU ÇÖZÜM /Usar Sener

Yazdır PDF

968Kürd özgürlük hareketi benzer tüm direnişler gibi gücünü reddetme geleneğinden almaktadır. İçerik değişen koşullarla birlikte farklılaşsa da, tüm ulusal direnişlerimiz zorla dayatılan koşulları reddetmenin, bu koşulları dayatanlarla uzlaşmamanın ürünüdür.

 Son ve güncel Kürd direnişi de öncekiler gibi ulusal inkar ve imhaya karşı çıkmakla birlikte onlardan farklı olarak düzen dışı sınıfsal arayış ve ihtiyaçlar tarafından biçimlendirilmiştir.

 Bu direnişle Kürd halkı yalnız sömürgeci T.C.’nin asimilasyon uygulamalarına karşı çıkmamış, aynı zamanda T.C.’yle birlikte kendisini köleleştiren işbirlikçi egemenleri yaratan düzeni de reddetmiştir. Kürd aydın, emekçi ve yoksul köylülüğünün görkemli mücadelesiyle yükselen direnişin gerçek anlamda bir özgürlük hareketine dönüşmesi onun bu düzen dışı karakterinden kaynaklanmıştır.

 Ulusal direnişimiz önüne koyduğu sosyal ve siyasal hedeflere ulaşabilmenin yegane yöntemi olarak kendi bağımsız öz gücüne dayanan devrimci kurtuluş mücadelesini, Devrim’i esas almıştır.

 Sömürgeci düzenin on yıllardır engellediği hakların fiilen koparılıp alınması, yiğit Kürd evlatlarının destansı mücadeleleriyle elde edilen kazanımlar bu yolun doğruluğunun tartışmasız kanıtıdır.

 Tersinden, Kürd halkının ulusal kazanımlarının tümden inkarı olan on yıllık İmralı pratiğinin de gösterdiği üzere devrimci mücadelenin düzen içi uzlaşma ve reformizm modeliyle ikame edilmesi, yaratılan tüm değerlerin tasfiyesini beraberinde getirmektedir.

 Zulme direnme ve onu reddetme yerini ona yaranma ve teslimiyete bırakmakta, giderek sömürgeci düzenle entegrasyon nihai amaç haline getirilmektedir.

 Düzen dışı ve devrimci karakterin bir defa yitirilmesi sömürgeci ideolojinin güzellenmesiyle sonuçlanmakta, gerçeklik tahrif edilerek tarihsel bilincin çarpıtılmasına varılmaktadır. Kürdler kendi önderleri tarafından Türkleştirilmeye ve Türk ulusunun bir alt kimliği olarak tarif edilmeye çalışılmakta, Kürd kırımının baş sorumlusu M.Kemal akıl almaz çarpıtmalarla aklanmakta, faşist T.C.’nin demokratik olduğu pervasızca iddia edilebilmektedir.

 Varılan nokta aman dilemeye, ödün vermeye odaklı muhatap alınma çabalarının, düzen içi çözüm girişimlerinin iflas ettiğinin açık göstergesidir.

 Kürd ulusunun varlık sorunu ne parlamenter sistem içindeki reformist adımlarla ne derin devlet ve onun özel savaş aygıtıyla yapılan gizli anlaşma, uzlaşmalarla, ne de emperyalist odakların insafına sığınılarak çözümlenebilir.

 Seçenek tektir, Kurd ulusunun öz gücüne dayanan bir reddiye olan “Devrimci Ulusal Kurtuluş Mücadelesi”!