Tuesday, 07 February 2012

Ortadoğu

Filistin’ de insan olmak

AddThis Social Bookmark Button

altİsrail'in "iki cepheli" savaşının şiddeti, yağdırdığı bombaların gürültüsü Filistin ve Lübnan halkının kulaklarında çınlıyor. Savaşı anlamlandıramayan çocuklar için savaş şartları daha da zor. Bugünlerde çocuk olmak, savaşın ortasında olmak yani kısacası insan olmak zor.

Savaş, her ne kadar erişkinlerin faturası ağır bir iletişim kurma yöntemi ise de en ağır bedeli çocuklar ve kadınlar ödüyor. Cephede çarpışan babaların - eşlerin ölümü ile, gelecekleri daha güvensiz hale geliyor kadınlarla çocukların. Omzuna çöken aile yükünün yanı sıra yurt savunması da cabası oluyor tüm bunların. Savaşta yenilen taraftan olmak daha da zor. Eviniz başınıza yıkılıyor, suyunuz kesiliyor, parkınız bahçeniz bombalardan nasibini alıyor, annenizin veya büyüklerinizin karnını doyurmak daha güç bir hal alıyor. Hatta bazen o bombalar gelip sizi buluyor...

İSRAİL, Kana'da bundan 10 yıl önce de benzer bir saldırıya imza atmıştı. 1996 yılının nisan ayında, çatışmalardan kaçmak için Birleşmiş Milletler' e ait bir binaya sığınan Lübnanlıların üzerine topçu ateşi açıldı. Acı olayda yine tamamı sivil olmak üzere 106 kişi öldü. Hizbullah ile İsrail, 1996 yılında da tıpkı bugünkü gibi çatışıyordu. İsrail, Lübnan'ın güneyinde yaşayanlara 24 saat verdi: "Gidin yoksa öleceksiniz!" Ardından da "Gazap Üzümleri" saldırısını başlattı. Tarih 18 Nisan'ı gösterdiğinde ise, 38 topla Kana'daki BM binasını içindeki sivillerle birlikte vurdu. Olay sonrasında İsrail, son günlerdeki saldırılarında olduğu gibi Hizbullah'ı, BM ve sivilleri kalkan olarak kullanmakla suçladı. Dönemin Başbakanı Şimon Peres, "Binada o kadar sivil olduğunu bilmiyordum" dedi. BM'nin resmi soruşturmasına göre ise, binanın vurulması, teknik bir arıza sonucu değildi. Af Örgütü raporu da saldırının tamamen kasıtlı olduğunu ortaya koydu.

Filistin’ de Mevsim Savaş

Susmayı çok seviyoruz, dünya savaşlarla her gün tükenirken, emperyalistler tüm canlıları globalleşme yalanlarıyla avuturken ve bir halkın mevsimi hep savaşken. Yıkıkken kentler, paramparça edilmişken sokaklar, yaşamlar, gülüşler ve gökyüzüne durmadan dumanlar yükselirken. Acılar her gün yüreklerimizi daha çok sarsarken. İyi düşler darmadağın edilip, baş belası korkular yer yuvarlağını sarmalarken. Tam Bush kürenin başından giderken… Susuyoruz. İsrail bir pabucun öcünü yüz sortiyle alırken. ‘Çok eğlendik’ hepimiz 2009 girerken. İyi dilekler diledik, barış istedik…dileklerimize kendimiz bile inanmazken…

Yüreğimiz patlayan bombalarla ürpermezken. Ve en çok hangi kent, hangi yıkım, hangi savaş bunca ırak düşlerimizden, kelebek ömürlü çocuklar hemen yanımızdayken. Ağlamaz mı global (!)dünyanın insanları, bıkmaz mı yaşam tarzımız ve tavrımız bencillikten? Kim barış şarkıları söyleyen? Kim kandırıyor bizi kan ve ölüm ve yıkım ve siliniş bu kadar gerçekken...
Kim kandırıyor bizi bir sömürgenler hızla yayılırken. Hangi ideoloji, hangi din, hangi felsefe bunca yok oluşu ve acıyı hoş gösteren... Kim tutuşturuyor sapanı bir çocuğun eline, alıp uçurtmayı düşlerinden. Kim bombalıyor çocukları, tüm oyunları zaten yarım kalmışken.
Ve söyleyin kim, en büyük acıları yeryüzüne getiren ve tüm canavarların ruhundan barış şarkıları söyleyen. Kim timsah gözyaşlarını döken? Kim terörizme lanet okuyan, kendisi en büyük teröristken ve tüm Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmişken.

Bizler Tuyab aileleri olarak, uçurtması elinden alınan her çocuğun, ekmek almak için attığı adımı kana bulanan babanın, çocuklarının öldüğüne inanmak için kendisini defalarca tokatlayan annenin, kısacası bir şehrin insanlarının yaşama hakkını elinden alan ABD ve onun yandaşı İsrail’ i protesto ediyoruz.

TUYAB

(Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği)