İşgal, Gençlik ve ...

Yazdır
PDF

İşgal, Gençlik ve Devrimci Tutum / Sinan Deniz / İşgal deyince aklımıza hemen ABD ve İngiltere ya da diğer emperyalist güçler geliyor. İşgal deyince aklımıza Afganistan, Irak, Filistin vb. gibi ülkelerde yaşanan katliamlar geliyor. İşgal deyince, acı, gözyaşı, kan ve zulmün insanlık dışı uygulamaları ve o güzelim insanların yardım bekleyen haykırışları, en çok da tacize ve tecavüze uğrayan kadınlarımız ve onlara tecavüz eden işgalci askerler geliyor...

Evet, işgal deyince akıllara öyle kötü şeyler geliyor ki... Güzellik mi dersiniz? Hayır! Ne yapalım elimizde değil, ABD ve diğer emperyalistleri güzel örneklemelerle göstermek. Bu işgalde yerini aldıkları Ortadoğu topraklarında, Ortadoğu halklarına hediye diye götürdükleri ve halkların üzerlerine attıkları o bomba dolu paketlerin öldürdüğü yığınla insanın, gözyaşı döken analarımızın feryatlarını duymayan mı kaldı. İşte emperyalistlerin yardım, demokrasi ve özgürlük anlayışları. İşte bunlardır Ortadoğu halklarına güzellik diye sundukları palavraları.

Ve yine işgal deyince ABD emperyalistlerinin insan katleden genç paralı askerleri geliyor akla.

Ve katledilen bir yığın mazlum genç nüfus.

Kuşkusuz bu emperyalist güçlerin genel itibarı ile tek hedefi vardır. O da Ortadoğu'da egemenlik kurmaktır. Yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ele geçirmek ve karlarına kar katıp büyümektir.

Diğer taraftan işgale karşı direnen ve içerisinde yer alan gençlik yığınlarını da unutmamak gerek. Çünkü gençlik yığınları bugün Filistin'de, Irak'ta ve Afganistan'da işgalci güçlere karşı direnen en dinamik ve en hareketli, aktif, etkileyici ve belirleyici örgütlü güçler içerisinde ön saflarda yer almaktadırlar.

Buna karşın, işgalci güçler içerisinde yetiştirilen, eğitilen, kelle kulak avcısı ve birer kan emici vampirler haline getirilerek hazırlanan, bu işgale katılan, genç paralı askerlerin, ülkelerinde; aldıkları maaşın dört- beş kat daha fazlasını alıyor olmaları, kısa sürede Ortadoğu'dan çıkarız gibi bir hayale, genç eğitimsiz beyinleri onları oraya getirmiş. Tabi ki bu işgal hayali ABD ve İngiliz emperyalistlerinin iki ay içerisinde yani Mayıs ayına kadar biter hayali ile aynıdır.

Bir taraftan para ile insan öldürmeye gelen, çıkar için iş yapan genç askerler var, diğer taraftan ise katliama karşı direnen, onuru ve gururu ile ölen gençler var.

Amerikan ve İngiliz askerleri şöyle düşünmekteler: Onlar, çocukluğunu yaşamak ne kelime (sevgi ve dostluktan yana hoş sohbetler ile gülücükler saçan o körpe bedenler), yarın büyüyüp de anti-emperyalist, anti-siyonist bir Filistinli, Afganlı, Iraklı genç bir militan olarak karşımıza çıkmadan en iyisi onları şimdiden temizlemek ve ortadan kaldırmak gerekir. Yani yılanın başını küçükken ezmek gerekir.

Beyinlerine yok edici şekilde zehir şırınga edilen genç askerler hiç acımadan katlediyor. Bu paralı askerliği seçenlerin çoğu ya psikolojisi bozuk parazit asalaklardan oluşuyor, ya da ırkçı şoven duygular taşıyan ve bu işgali egolarını tatmin etmek ve insan avı, sürek avı içerisinde ustalaşmak isteyen insanlardan meydana geliyor. Bu, tıpkı bilgisayar oyunlarındaki gibi elinde her türlü silahı deneyip, insan üzerindeki tesirini görmek gibidir.

Dünya halkları ne Filistin'de içleri paralayan o genç kızın babası için gözyaşı dökerek ve haykırarak okuduğu şiiri unutabilir, ne de babasının arkasında gizlenmeye çalışan o küçük çocuğu...

Filistin bugün yine kan ağlıyor. ABD güdümündeki Siyonist İsrail devleti son zamanlarda yapmış olduğu en büyük katliam saldırısını Gazze'de bir kez daha ortaya koydu. Yüzlerce insanın katledildiği ve binlercesinin de yaralandığı en son ki, saldırıda dünya halkları ayağa kalktı ve İsrail konsolosluklarının önüne akın ederek, İsrail'i protesto etti. Neredeyse Türkiye'nin dört bir yanında emekçiler protesto yürüyüşleri yaptı-yapmaya da devam ediyor...

Şimdi gelelim bu aralar yapılan işgal karşıtı eylemlere. Burjuva düzen partilerinin yerel seçimleri gündeme aldığı bugünlerde, İsrail karşıtı eylemlerde en önde koşuyor görünmeye çalışıyor olmaları şaşırtıcı değildir elbette. Daha dün Refah Partisi İsrail'in yaptığı katliamlara sözde dur dediği bir dönemde ki, "Türkiye-İsrail Askerî İşbirliği Anlaşması" çıktı. O zamanlar İsrail'le Tank ihalesi bile yapılmıştır. Bugün ikinci kez hükümet olan AKP hükümeti ise aynı pervasızlığı göstermekte, Konya‘da İsrail askerlerinin eğitim uçuşları yapmalarına göz yummakta ve bu işgal saldırısında İsrail'le işbirliği yaptığı bilinmektedir. AKP'nin kamuoyu nezdinde İsrail vahşetini kınaması İsrail'le işbirliği içerisinde olmadıklarını göstermez. Burada göz ardı edilen şey, hükümet cephesinin İsrail karşıtıymış havasının verilmesidir. Çünkü yapılan İsrail karşıtı eylemlerin içeriği sadece insani bir tepki vermenin de dışında, bizi öteki dini gerici burjuva partileriyle aynı düzeye sokmaktan öteye götürmeyecektir.

Ama burada unutulmaması gereken bir husus var. Bugüne kadar Ortadoğu saldırganlığına ve işgallerine hep devrimci, sol hareketler karşı çıkmış; eylemler ve direnişler örgütlemiş her daim Ortadoğu halklarıyla yan yana olduklarını göstermişlerdir. Burada bahsini ettiğim şeyin aslında insani bir tepki vermenin ötesinde düzenin bu işgalin bir parçası olduğunu göstermektir.

ABD-İsrail-Türkiye işbirliği

"AKP'li savunma bakanının verdiği bilgiye göre, iki gerici rejim arasında 15 anlaşma imzalanmış olup, bu anlaşmalara dayalı olarak ortak askeri hareketler yapılmaktadır. Örneğin bölge halklarının üstene bomba yağdıran İsrailli pilotlar Konya Ovası'nda deneyim kazanırken, sınır ötesi saldırıları sürdüren Türk ordusu, İsrail'in insansız hava araçlarıyla elde edilen bilgilerle saptanan hedefleri bombalamaktadır. Bu arada Türk savunma bakanının, "Bu cihazları, yer ekipmanlarını ve takımlarını Türkiye'ye göndermiş olmalarından dolayı Sayın Bakan'a teşekkür ediyorum" sözleri, PKK'nin, "Türkiye'nin gerillalara yönelik olarak düzenlediği operasyonlara İsrail'in bizzat katıldığı ve İsrailli pilotların yaptıkları keşif sonucu gerilla kayıplarının yaşandığı" açıklamasıyla örtüşmektedir.

Bugüne kadar askeri eğitim ve öğrenim kurumlarında 810 askeri personele eğitim verildiğini ifade eden AKP'li bakan, iki ülke hava kuvvetleri arasında Alçak İrtifa Uçuş Eğitimi, Elektronik Harp Eğitimi ve Anadolu Kartalı Eğitimi yapıldığını söyledi. Savunma sanayi alanında çok önemli işbirliğinin gerçekleştirildiğini de ifade eden bakan, bunların en önemlilerinin, F-4 ve F-5 uçakları ile M-60 tanklarının modernizasyonu ve "MALE" tipi insansız hava aracı olduğunu kaydetti." (Sosyalizm için Kızıl Bayrak, sayı: 2008/08, 22 Şubat 2008)

Askeri stratejik anlaşmalar, yapılan ortak askeri tatbikatlar, ortak işbirliği, Filistin'de olan katliam... Ve utanmadan bugün Filistin'e asker bile göndermekten bahseden Türk yöneticileri. Yani sermaye devleti Filistin halkının katledilmesinde İsrail'le suç ortağıdır. Bu suç ortaklığı büyük Ortadoğu projesinin örülmesi içindir. Sırada olan hedefler arasında bulunan bu saldırganlığın özelinde büyük Ortadoğu projesi açısından önemli mevzilerden biri olan İran halkları genelinde ise, dünya halklarına saldırı ve gözdağı gayesi yansıtılmakta ve yatmaktadır. Onun dışında tabiî ki, Şubat ayında gelecek olan seçimlerin İsrail için büyük bir önemi var. Burada İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in, seçimler yaklaşırken kendi önünün açılmasını hedefleyerek Hamas ve FHKC'nin düzlüğe çıkarılması ve dize gelmesi yönelimine bu yüzden girmektedir. Bu dengeler ve çıkar ilişkileri herkesimin ortak menfaatine uygundur. ABD-İsrail-Türkiye üçlü ittifakı bu minvalde aslında büyük hesaplarla dolu bir projenin dışa yansımasıdır. ABD emperyalizminin uşağı AKP hükümetinin ikinci defa siyasal arenada sahne almasının bir nedeni de Türkiye‘de yoğun bir dini inancın olmasıdır. Bu şu anlama gelmektedir. Büyük Ortadoğu Projesinin, gerici burjuva düzen partisi olan AKP eliyle harekete geçirilebilmesinin temelinde dini anlayışları olan bu güçlerin harekete geçmesini durdurmak, var olan durumu dengede tutma ve önlerinin alınmasını sağlamak anlayışı yatmaktadır. Yani AKP Ortadoğu'da ABD'nin güç olması için gerekli bir araçtır.

Siyonist İsrail'in katliamları devam ederken, katliama karşı intifada da sürüyor. Türkiye cephesinde ise yukarıda bahsini ettiğim tarzda protestolar söz konusu. Bu protesto ve eylemler sermayeyi hedeflemeli, ABD-İsrail-Türkiye işbirlikçiliği teşhir edilmelidir. Sendikalar Taksim'de eylem koyma yerine Yunanistan'da katledilen bir genç için nasıl ki, yunanlı işçiler grev yapıyorsa, işte tam da İsrail katliamına dur demek için de bir grev örgütlemelidir Türkiye'de. Bu şekilde Enternasyonalist dayanışma sözde değil, özde yerini bulur. Elbette bu tutum sadece İsrail'e karşı değil, emperyalist mali krizin bir sonucu olarak da görülmüş olunur. Filistin sorununun acil çözümü ( ABD'nin İsrail üzerinden Filistin'e hakim olması yatmaktadır) yani emperyalist politikaların büyük Ortadoğu projesinin Filistin'de hayata geçirilmesi için acil ve yaşamsal bir önem taşımaktadır emperyalizm için...

Eylemlerde; ajitasyon-propaganda aracının bu minval üzerinde Siyonist İsrail'i, emperyalizmi ve sermaye düzenini de içine alan "üçlü işbirlikçiliğin" bir teşhirinin yapılması hedeflenmelidir. Bugün Afganistan'da Türk askerleri sömürgecilerle işbirliği içerisinde orada bulunmaktadır... Devrimciler ve komünistler bu ayrımı yapmalı ve bu cepheden tutum almalıdır. Bizi gerici burjuva partilerinden ayıran da budur.

Sınıfa karşı sınıf eksenli mücadele düzene karşı devrim şiarının gerçekte ne kadar önemli olduğunu, kapitalizme karşı sosyalizmin kızıl bayrağını yükseltmekten başka yol bırakmıyor bize. Emperyalizm var oldukça baskı, zulüm, katliamlar da var olacaktır. Bugün hala İsrail Siyonizm'ine karşı direnen İntifada yine bizlere örnektir.

Ancak eşit, sınırsız ve sınıfsız özgür bir toplum mücadelesi, emperyalist-kapitalist düzenin sonunu getirecektir. İşte o zaman dünya halkları artık kan ve gözyaşı dökmeyecektir.

Filistin'de Direnen Halklar Kazanacak!