Ortadoğu
Hiçbir gösteri...
Hiçbir gösteri siyonist kasaplarla işbirliğinin üstünü örtemez!İsrail savaş makinesinin Gazze'yi hedef alan vahşi saldırısı başlamadan beş gün önce siyonist başbakanı Ehud Olmert'i Ankara'da ağırlayan Tayyip Erdoğan, suçüstü yakalanmıştı. Zira Filistin halkının önde gelen kasaplarından Olmert, 141 milyon dolarlık silah ihalesinin pazarlığını sonuçlandırarak Tel Aviv'e memnun dönmüştü. AKP hükümeti gizlese de, İsrail silah şirketleri kazandıkları ihale vesilesiyle reklam yapınca, dinci gericiliğin başı Tayyip Erdoğan'ın, Filistinli çocukları toplu bir şekilde katledenlere 141 milyon dolar havale ettiği anlaşıldı. Son bir yılda İsrail silah şirketlerine havale edilen paranın toplamı ise, 1.8 milyar dolara ulaşmış bulunuyor.
Kritik yerel seçimlere "şov"lu hazırlık
Yeni yıla ırkçı-siyonistlerin suç ortağı damgasıyla giren Tayyip Erdoğan, "sert" çıkışlarla İsrail'i eleştirerek bu imajdan kurtulmaya çalıştı. Neo-faşist çete ile siyonist lobilerin etkin desteğiyle başbakanlık mevkisini ele geçiren dinci-gericiliğin başı Tayyip'in, İsrail karşıtı sözleri fazlasıyla riyakarlık koktuğu halde, bazı çevreler nezdinde "kahraman" mertebesine ermesini sağlayabildi. Özellikle Davos'ta yakın dostu İsrail cumhurbaşkanı Şimon Peres'e gösterdiği tepki, AKP borazanı yayın kuruluşlarının marifetiyle "Davos aslanı Tayyip" etiketiyle pazarlamaya sunuldu.
Başta Filistin halkı olmak üzere, emperyalist-siyonist barbarlığa derin öfke duyan Ortadoğu halklarının Tayyip'in çıkışına önem vermesi, dinci gericiliğe ek avantajlar sağlıyor. Arap rejimleri şeflerinin utanç verici suskunluğu ortamında Tayyip Erdoğan'ın sahte çıkışları, haliyle bölge halkları nezdinde büyük yankı uyandırıyor. Bu yankıyı propaganda malzemesi yapan AKP borazanı medya işi, Erdoğan'ın Filistin sorununa yakında çözüm bulacağını ima edecek dereceye vardırdı.
İsrail savaş makinesinin vahşette sınır tanımayan saldırısından rahatsızlık duyan AKP tabanının bir kesimi, Tayyip'in çıkışları-dinci medya işbirliği ile yerel seçimlere hazırlanıyor. Yerel seçimlerin egemenler arası iktidar savaşında kritik bir yerde durduğu hesaba katıldığında, AKP'nin oy desteğine verdiği özel önem daha iyi anlaşılır.
Yolsuzluk dosyalarıyla, krizin faturasını işçi sınıfının sırtına yıkmak için yoğunlaştırdığı saldırılarıyla, zam furyasıyla yıpranma sürecine giren AKP, süreci tersine çevirmek için manevralara ağırlık vermeye başladı. Bu koşullarda hitap ettiği kitle nezdinde "geçer akçe" olan "İsrail karşıtlığı", belli ki, yerel seçimler geçene kadar devam edecek.
"Sert" lafların hiçbiri icraata dönüşmeyecek!
Batılı emperyalistler tarafından "mağdur" rolüyle hareket etmesine izin verilen ırkçı-siyonist İsrail, elbette Tayyip Erdoğan'ın sözlerinden rahatsız olmaktadır. Zira siyonist kasaplar kendileriyle aynı zihniyeti taşıyan dostları tarafından eleştirilmeye alışık değiller. Buna rağmen Tayyip'in sözlerinin Türkiye-İsrail, AKP-İsrail işbirliğini fazla etkilemeyeceğini bilen siyonist şefler, ihtiyatlı açıklamalarla "krizi" atlatmaya çalışıyorlar.
Nitekim, esip gürleyen dinci gericiliğin şefi Tayyip ve hükümeti, konu icraata gelince, siyonistlerle suç ortaklığına devam edeceğini itiraf etmek zorunda kalıyor. Örneğin CHP'nin, İsrail'i kınamak için verdiği meclis önergesi AKP hükümeti tarafından engellendi. Keza İsrail'le diplomatik ilişkilerin kesilmesi veya silah ihalelerim iptalinden söz edildiğinde, hem Erdoğan hem müritleri, "biz devlet yönetiyoruz, bu işler öyle kolay değil" gerekçesinin ardına sığınarak, siyonist kasaplarla suç ortaklığına devam edeceklerini açığa vuruyorlar.
Kısacası, sözlü ifadelerle İsrail'i eleştiren AKP hükümetinin başı Erdoğan, siyonist rejime karşı kayda değer hiçbir yaptırıma başvurmayacak. Ne Filistinli çocuklar üzerine bomba yağdıran pilotların Türkiye hava sahasında eğitim görmeleri engellenecek, ne İsrail'e verilen silah ihaleleri iptal edilecek, ne ABD-İsrail-Türkiye üçlü "şer mihveri"nden çıkılacak. Yerel seçimler süreci tamamlandığında ise, İsrail karşıtı söylemin de terk edilmesi sürpriz olmayacak.
Zorbalığın kamçısını sallayanlar "mazlumların sesi" olmazlar!
"Davos aslanı" edasıyla ortalıkta dolaşan Erdoğan, ülkeye döner dönmez seçim manevralarına dört elle sarıldı. Peşpeşe toplantılara katılan Amerikancı hükümetin başı, kendisinin "güçlünün değil, sessizlerin sesi" olduğunu vaaz ediyor. Bu iddiaya göre, İsrail'e karşı mazlum Filistin halkının yanında yer alıyor. Aynı söylemi ülkeye de uyduran başbakan, avuç açmaya mahkum edilen milyonlarca emekçiye kömür, makarna dağıtıp bunu siyasi ranta çevirmeyi de, "sessizlerin sesi olmak" diye pazarlıyor.
Oysa söz konusu kişi Türk sermaye devletinin başbakanı sıfatı taşımaktadır. Tayyip Erdoğan, milyonlarca emekçiyi avuç açmaya mahkum eden sömürü düzeninin, Kürt halkının özgürlük özlemlerini devlet terörü ile ezmek için kirli savaş yürüten zihniyetin, 1 Mayıs'ta polis ordusunu işçi sınıfı ve emekçilerin üzerine salan, işkenceci katilleri ödüllendiren rejimin başbakanıdır.
Tayyip Erdoğan ve dinci gerici müritleri işçilere, emekçilere, ezilen Kürt halkına, ilerici-devrimci güçlere sürekli kamçı sallamaktadırlar. İşbaşında oldukları sürece bu uğrusuz misyonlarını oynamaya devam edeceklerdir. Zira onlar içerde kokuşmuş karanlıklar düzeni kapitalizmin çıkarlarını temsil ederken, emperyalist-siyonist güçlerin bölge halklarını köleleştirme seferi olan Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) eş başkanlığını yapıyorlar. Mazlumun yanında olmak bir yana, böylelerinin varlık nedeni, hem içeride hem dışarıda zalimler adına kamçı sallamaktır.
www.kizilbayrak.net


