Meha işçileri kazandı

Yazdır PDF

IMG00028Sinan Deniz

Kriz, kriz, kriz... Kimin krizi bu? Nereden çıkıyor bu kriz, ve bu krizin yaratıcıları kim. Peki, kim çekiyor bu krizin acısını; faturasını kimler ödüyor. Bizleri açlık, yoksulluk ve sefalet içerisinde yaşamaya ve geleceksizliğe iten. Patronların aşırı kar hırsı değil midir bu krizi yaratan nedenler? Az daha, biraz daha büyüyeyim deyip de, işçilerin sırtından kazandıkları parayla atölyeden fabrika sahibi olan patronlar değil mi daha fazla, daha fazla para diyen. Biz değil miyiz, on yıllardır çalışan ama köle ücreti ile geçinmek zorunda bırakılan işçiler. Biz değil miyiz işsizlik, açlık ve sefalet içinde debelenen? İşten atılan?

Kriz neden doğar? Patronların fazla üretim ve aşırı kar hırsı sonucu doğar tabi. Üretilen malların arz ve talebi karşılayamadığı durumlarda ve işçilerin alım gücü düştüğünde elde kalan mallar yaratır bu krizleri.

Bu krizleri yaratan patronlar sınıfıdır. Bizleri aşırı çalıştırmanın, bizleri iliklerimize kadar sömürmenin neticesinde zenginleşen patronlar, karlarından olmamak için yine krizin faturasını biz işçilere ödetmek istiyorlar. Örneğin, "bazı fabrika patronları aşırı üretim sonucu bir ayda bile trilyonlar kazandıkları halde; kar oranında az bir düşüş olduğunu bahane ederek işçilerin sigortalarını kesip bazı haklarına da el koyup bu krizi fırsata çevirme ikiyüzlülüğünü dahi gösterebiliyorlar. Bunu fırsat bilen patronlar sınıfı karlarından olmamak için bizlerin sosyal haklarını gasp ediyorlar. Aldığımız köle ücretine bile göz dikerek daha düşük ücretle çalışmaya, insani bir hak olan sigorta haklarımızın dondurulmasına veya elimizden alınmasına, asgari geçim indirimlerinin ödenmemesine, yoğun mesailere, mesai ücretlerimizin elimizden alınmasına ya da geç ödenmesine, oda yetmiyormuş gibi maaşlarımızın geç ödenmesine kadar ne varsa... Patronlar sınıfı gözlerini yani krizden kurtulmanın faturasını işçilerin sırtına yıkmaya dikmiş, işsiz kardeşlerimizi bize tehdit gösterip, kaderimize şükretmeye çağırıyorlar. Bu durumda işçi sınıfının önüne düşen tek çare direnmektir. Tabiî ki hak gasplarına karşı mücadele etmekten başka bir çaresi olmayan işçilerin önüne ise tek çare olarak "direnmek" şiarı izlenmesi gereken tek yoldur. İşte son dönemlerin en iyi örneklerinden biri MEHA giyim işçilerinin hak gasplarına karşı başlatmış olduğu fiili meşru direniş. Ve tek çareleri olan direnişin kazanımları...

İstanbul Gaziosmanpaşa (GOP) Elmabahçesi'nde hak gaspı nedeniyle 4 Mart itibarıyla direnişe geçen Meha giyim işçileri 75 gün süren mücadele sayesinde hakları için patronlar sınıfına karşı, kavga ederek kazandılar. Yıllardır çalıştıkları fabrika patronu işçileri kapı dışarı etti. İşçiler, 1 aylık maaşları, üç aylık mesai ücretleri, 6 aylık asgari geçim indirimleri ve en önemlisi de yıllarca çalışıp hak ettikleri ihbar ve kıdem tazminatı için fabrika önünde kurdukları çadırlarında direndiler. Ve LCW' ye fason üreten işçiler, LCW mağazalarını eylem alanına çevirdiler. Patronlar işçilerin bu haklı ve onurlu mücadelesi sonucunda işçilerden görüşme talep etmek zorunda kaldılar. Bu görüşmeler sonucu işçiler Meha patronunu aşarak direkt LCW patronları ile pazarlığa oturup kazandılar. Bu da, işçilerin hakları için örgütlendiklerinde neleri başarabileceklerini gösteriyor bize. Yani krizi yaratan patronlara karşı örgütlü mücadeleyi koşullayarak.

Meha giyim işçileri, binlerce işçinin iliğine giren bu asalak tekstil tekeli LCW'yi dize getirerek işçi sınıfına örnek bir yol gösterdiler. LCW, direnişin 75. gününde direnişçi işçilerin alacaklarının %65'ini vermeyi kabul etti. Meha Giyim işçileri alacaklarının %65'ini davalarının devam etmesi şartı ile kabul ettiler. MEHA Giyim patronuna açılan hak davası sonuçlandığında ise işçiler, LCW'nin yaptığı ödeme düşülmeden alacaklarının tamamını alacak. 19 Mayıs günü işçilerin alacaklarının ödenmesinin ardından işçiler, 75 gündür mesken edindikleri direniş çadırlarını davul-zurna eşliğinde halaylar çekerek coşkulu bir şekilde kaldırdı.

Bildik kriz senaryolarıyla işçileri kapı önüne koyan Meha patronu krizin faturasını işçilerin sırtına yüklemeyi düşünüyordu. Fakat işçilerin dirençli ve kararlı mücadelesi neticesinde krizin faturasını Meha Giyim işçileri patronlar sınıfına ödemeyeceklerini masaya vurdukları yumruklarıyla boşa düşürerek gösterdiler. İşçiler onca yıl çalışıp polis zoruyla kapı önüne konulunca, patron hile yoluyla işyerini iflas gösterip makineleri birilerine hacizletip polis eşliğinde kaçırdığında ve işçiler haklı oldukları halde polis cop u yediklerinde, kolluk güçlerinin kimden yana olduğunu gördüler. İşçiler, hukukun ve yasaların kime hizmet ettiğini; adaletin temelinin mülk sahiplerine dayandığını gördüklerinde yavaş yavaş düşmanın patronlar sınıfının ta kendisi olduğu gerçeği ile karşılaştılar.

Direniş çadırının kurulması, direniş komitesinin oluşturulması ve izlenecek yolun ise sermayenin hedefe çakılması babında ilk adımları atan işçiler yavaş yavaş eylemler yapmaya, Elmabahçesi sanayi bölgesi içerisinde dolaşarak yürüyüşler örgütlemeye ve hatta şehir merkezine kadar 5 kilometre yol kat ederek kendine güvenmeye başlamanın adımlarını örmeye böyle başladı. MEHA Giyim işçileri, MEHA patronu Habip Kuruahmeti'in ikamet ettiği evin önüne ve gittiği camii önüne giderek bildiriler dağıttı. Kuruahmet'i teşhir ederek kitle içine çıkmaması için değişik pratik araçlarda kullandılar. Daha sonra tekstil tekeli olan LCW'ye fason iş üretmiş olan işçiler, tekstil tekeli LCW'ye yöneldi. Buraya fason üretimi yapan işçiler, MEHA Giyim patronunu da atlayarak direk muhatabın LCW patronu olduğunun bilinciyle hareket etti. İşçileri bir yandan bölge bölge LCW mağazaları önünde eylemler yaparak kamuoyuna LCW'yi teşhir etti, diğer yandan da LCW mağazalarına toplu halde girişler yaparak eşya alıyor bahanesiyle LCW kasalarını oluşturdukları kuyruklarla kilitledi ve orada bulunan emekçilere sesli ajitasyon çekerek teşhir ettiler.

MEHA giyim işçilerinin bu onurlu direnişi MEHA direnişinin yasal olarak taşeronluk ilişkisi bulunmayan tekstil tekeli LCW'ye karşı kazanımla sonuçlandığı için daha da önemli olduğunu ve Türkiye'de bir ilk olan bu kazanımın tekstil işçilerine katacağı çok şey var. Fakat bu direnişin kazanımının diğer değişik grev ve direnişlerden ayrılan yanını da görmek ve fark etmek gerekiyor. Ülkemizde patlak veren çoğu grev ve direnişlerde erkek işçilerin yoğunluğu, bu direniş ve grevlerdeki ağırlıkları bilinir. Bu durumda grev ve direnişlerde olan erkek işçilerin avantajları bir kadına oranla daha çoktur. Ama MEHA da farklı olan şey ise, kadın işçilerin çokluğu. MEHA Giyim işçilerinin neredeyse %70'ini kadın işçiler oluşturuyordu. Kadın işçiler erkek sınıf kardeşleriyle ortak bir direniş içerisinde birlikte hep en ön safta yer alarak kavgayı omuzladılar. Kadın işçileri bekleyen ağır yükleri ise direnişte "kadın" olmaktı. Okulda okuyan çocuk annesi, akşam yemek yapacak ev kadını ve en önemlisi de koca baskısı altında kalan bir emekçi kadın olmak. Meha direnişi bu dezavantajlara rağmen kadın işçilerin kararlı duruşuyla ve erkek işçilerinde gücüyle birleşince bir sinerjiye dönüştü. Sonuç olarak işçiler haklarının % 65'ni alarak haklı mücadelelerini kazandılar. MEHA Giyim patronuna açılan hak davası sonuçlandığında ise işçiler, LCW'nin yaptığı ödeme düşülmeden alacaklarının tamamını alacak olmalarından dolayı MEHA Giyim işçilerinin bu direnişi sınıf hareketi açısından anlamlıdır. Bir direniş deneyimi olarak tarihe kayıt düşecek MEHA Giyim işçilerinin bu direnişinden çok şey öğrenmemiz gerekmektedir.

Özgür bir gelecek yaratmak bizim elimizde. Yani işyerinde çalışan biz işçiler, birbirimize sıkıca sarılıp krizi fırsata çevirmeye çalışan fırsat düşkünlerine karşı örgütlenip hakkımızı savunalım. Onlara kriz öncesinde biz işçilerin sırtından kazandıkları trilyonlarca para kasalarına akarken neden biz işçileri düşünmediklerini fakat şimdi neden kriz var deyip bizim elimizdeki kırıntılara göz diktiklerini örgütlü ve tok bir şekilde dile getirmekten korkmamalıyız. Elimizde olan haklarımızı koruyalım. Mücadele edelim. Birlikten kuvvet doğar şiarıyla diyoruz ki, mücadele eden yenilebilir ama mücadele etmeyen zaten yenilmiştir. Onun içindir ki, hak verilmez alınır diyerek siz işçi kardeşlerimizi haklarınız için mücadele etmeye çağırıyoruz. MEHA işçilerinin önümüze çizdiği yoldan ilerleyerek hak gasplarına karşı "işyerinde direniş" gösterip eyleme geçmeliyiz. Hak gasplarına karşı alınacak tavırda, çözümde buradan geçmektedir.