Ay, hafta ve gün istatikleri 26 Eylül 2008 tarihinden itibaren...
Bugün
324
Dün
584
Bu Hafta
3315
Bu Ay
6230
Tümü
590557
Kimler Sitede
Şuanda 57 konuk çevrimiçi
PKK-Vejin ve Şener
Bir Yanılsamanın Sonu
Kurşunla barış olmaz / İrfan Sarı
Administrator tarafından yazıldı
Salı, 25 Mart 2008 22:19
25 Mart 2008 Salı /Barış istemek şu sıralar çok moda, kimin ağzını aralarsanız bu kaotik atmosferden kurtulmak için "barış" der durur. Camideki imamdan, siyasetteki adama hangi meslek dalına ve hangi
tabakadan insana sorarsanız size yuvarlak kelimelerin haricinde sünger topu yuvarlağı ve zıpzıplığında ki barıştan söz eder.
Anlam itibarıyla çok yetkin, dolu ve kapsayıcı olduğundan, normal hayatımızda da "barış" hep yanı başımızda olsun isteriz. Ancak o kadar iğdiş edildi ki kökleri üzerinde duracak takati kalmadı bu kelimenin.
Artık futbol topu gibi herkesin medet umduğu fakat hırsını da almaktan geri kalmadığı bu kelimenin gizeminden uzaklaştığını, sokağın dilinden anlayabiliyoruz.
Sokağın dili derken aslında içeride hesaplanan ve dışarıya kusulan öfke...
Öfkenin adı taş...
Öfkenin şiddeti kurşun...
Terazisi yok bu öfkenin derininde yatan ise tahammül.
Bir Koçero türküsüdür bu...
"gocunmayın güzel beyler hanımlar alınıp incinmeyin silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı imdatlara saldırmayın basmayın düğmelere yürekleri hoplatmayın güzel beyler hanımlar zor ve çetin bir ağıttır koçero bir gelin ağlar onu ben ağlıyamam bıyıkları çengel çengel bir kardaş ağlar acılı bir bacı ağlar bağrıyanık bir ana ben ağlıyamam! ince bir ay batar gider karadağın ardında dolanır kerpiç damı ince bir rüzgar irkiltir bir gece kuşu osmanlı karakollarının duvarlarını bir elinde kanlı mendil bir elinde kara mavzer kimse bilmez nerde nasıl taptaze bir sımsıcak bir gencecik bir ölüdür o bir selamdır sımsıcak varamamış dostuna varamamış koçero 'leb-i derya' şu saltanat şu konaklar şu saraylar şu köşkler bu bereket bu bolluk bu çılgınca hovardalık gocunmayın güzel beyler hanımlar alınıp incinmeyin!"
Türküleri ve Kürdileri beslersiniz boğazınızın bir yerinde ve dilinizin güvercinlerine verirsiniz uçursunlar diye öte yanı çorak düşüncelere.
Tutmaz...
Ölüm tutar kuşluk vakti bu mevsimi...
Ölüm arkasında boş kovanlar bırakarak gelir bu mevsim...
Bırakarak o en sevdiğiniz nefes almayı, boynuna geçirerek yağlı ilmeği, barışı öldürdüğünüz zamandır nefesinizden uçurduğunuz, devlerin parmak aralarında perçin olurken.
Aslında müthiş zevklidir barışa meydan okumak çünkü o en anlamsız çağını yaşıyor, şu sıralar barış düşündüğünde savaş kaçınılmazdır. Savaşın gazabı ise ağırdır.
Süpürüp yeryüzünden beyaz satenimsi kristalleri,
soluyarak, yanmakta olan ciğerlere zerrecikleri,
kondurmak bir öpücük hazzını bahara.
Ağır ağır ölmekte olan benim her bahar... Her bahar ağır ağır yaşamaktan çıldıran benim. Vursan da kar etmez, ben ölmedim, ölmeyeceğim.