Ay, hafta ve gün istatikleri 26 Eylül 2008 tarihinden itibaren...
Bugün
330
Dün
584
Bu Hafta
3321
Bu Ay
6236
Tümü
590564
Kimler Sitede
Şuanda 60 konuk çevrimiçi
PKK-Vejin ve Şener
Bir Yanılsamanın Sonu
YOLDAŞLIK - Mehmet YAMAÇ
Administrator tarafından yazıldı
Cumartesi, 19 Nisan 2008 09:39
Yoldaşlık topluluğu yeryüzünün en onurlu ve devrimci sosyalist yaşam tarzıdır. Bir devrimci kendi yoldaşlarına karşı ihanet ediyorsa bu yapılan ihanet aslında devrim ve sosyalizme karşı yapılmıştır. İmralı yaşam tarzı ya da eski aile yaşam tarzı yıllarca yoldaşlık, yani yoldaşlar topluluğu adı altında insanları tapınmacı kişilik haline sokmak için her türlü manipülasyon ve ayak oyununu oynadı. Bugün, İmralı ve müritleri onlardan farklı düşünenlere acımasızca saldırıp, çamur atıyorsa bu tavır ve davranışları eski yaşam tarzlarından kalan köhnemiş bir zihniyetin ürünü olduğu apaçık ortadır. Bilgi kirliliği ve bilinç katliamı da oradan gelmektedir.
Örneğin birçok yönetici konumundaki bireyler kendi kariyerist duygularını tatmin etmek için komplo, entrika ve ayak oyunlarıyla insanları eleştirel düşünmekten uzaklaştırarak kendilerine köle konumuna getirdiler. Böyle bir toplulukta, devrimci ve sosyalist bireyler yerine her söyleneni papağan gibi tekrarlayan iradesiz, mürit, ikiyüzlü, sabahtan akşama kadar birbirlerini yöneticilerine ispiyonlayan silik, pasif ve özgüvenden yoksun olan kişilikler yaratıldı. Tabii ki, bu toplulukta yaşayan gerçek devrimci ve sosyalistler de vardı. Ama birçoğunun deyim yerindeyse kolu kanadı kırılmış bir vaziyette kendi kabuklarına çekilmişlerdir. Var olan ortamda şekillenen kişiliklerin dayatmalarına karşı çıkan bir kısım devrimci ve sosyalistleri güç getiremediklerinden onları karalamak ve gözden düşürmeye çalışmaktan çekinmediler. Çünkü kendisi olamayanlar başkasına onun emeğine saygılı olamazlar. Aslında içine girdikleri ilişkilerin bilincinde olmadıkları içinde özgürlük, özgürleşme noktasında geri, statükocu konumda tıkanıp kalmakta böylece kendisine karşı da saygılı olmamaktadır. İhaneti-direniş, teslimiyeti-zafer biçiminde idrak etmeleri ve bu yanılsama üzerinden halka çarpıtılmış politikaları empoze etmeleri yaşadıkları iradesizliğin boyutunu göstermektedir. Teslimiyeti deşifre edenlere veya eleştirel yaklaşımlara duyulan öfkeleri, yaşadıkları huzursuzluk işte yaratılan kadro tipolojisinin sonuçlarından biridir.
Eğer yoldaşlar topluluğunda bireyler kendilerini Marksist ve Leninist birikimle donatamıyorsa veya sosyalist bireyler yaratılamıyorsa böyle hastalıklı anlayışlar ortaya çıkabiliyor. Yani, kendilerine demokrasi ve insan hakları isteyenler, konu kendi iktidar ilişkileri ve yönetim tekeli oldu mu farklı düşünenlere ve boyun eğmeyenlere despotik yöntemlerle sadistçe saldırıyor. İşte, ülkemizde ulusal kurtuluş mücadelesinde Marksist ve Leninist düşünceden uzaklaşmanın acı sonuçları ve oluşan zihniyetin pratik yansımaları. Ülkemizde yaratılan tüm değerleri sermayedar faşist haydutlara peşkeş çekerken, benden olmayana her şey mubahtır mantığı...
Gerçek yoldaşlık topluluğunda insanların kendi özgür iradeleriyle ifade hakkı ve insan hakları yüzeysel değil tamamen içseldir. Hak-hukuk bir bütün olarak herkes için vardır. Böyle ortamlarda yoldaşlar ayrı bedenlerde olsa da kolektif bilinç çeperinde ruhta ve düşüncede tek vücut gibidirler. Yoldaşlığa bağlı olmayanlar devrim mücadelesinde daima tökezlemeye mahkûmdur. Her zaman durdukları yerde patinaj yaparak hiçbir ilerleme kaydetmezler.
Bir devrimci sosyalist, daima kendisini aşmalı ve yeni bir yaşam içerisinde yeni insan tipini yaratmada iradi rol almalı ve Marksist Leninist birikimle geniş projeler üretmelidir. Bu edindiği bilgi ve birikimini tüm deney ve tecrübelerini her daim dostları ve yoldaşlarıyla paylaşmasını bilmelidir. Çünkü gerçek bir dost ve yoldaşa sahip olmak dünyanın en değerli hazinesine sahip olmak demektir.
Devrimci Sosyalist kadronun, yoldaşlarına karşı taşıdığı olumlu geliştirici özellikleri şunlardır; Marksizm ve Leninizm ilkelerine vazgeçilmez bir şekilde bağlı kalarak yaşamın tüm alanlarında kolektif bütünlüğü esas almalı, tarzda ve üslupta geliştirici aynı zamanda dönüştürücü olmalıdır. Doğruları iyi teşhis etmeli, iyi bir dinleyici olmalıdır. Yoldaşlarına hem öğretmen hem de öğrenci gibi eğitici yaklaşmalıdır. Mütevazı ve yapıcı konuşarak, doğrulukla işini severek yapmalıdır. Yıpratıcı olandan ve sekterlikten daima uzak durmalıdır. Düşence ile duyguyu kontrol etmeli birbirinden ayırt etmelidir. Eleştiri ve özeleştiri mekanizmasını dürüst bir şekilde kullanmalı, bireyselliği ve ikiyüzlülüğü kendisine her daim teslimiyet ve ihanetmiş gibi görmelidir. Devrimci Sosyalizm mücadelesinde, yoldaşlarına karşı sorumluluk duygusu beslemeli ve bu temelde hareket etmelidir. Alçak gönüllü, her yönüyle partili, ailesine ve kendisine samimi, dürüst yaklaşmalıdır. Kıskançlığı, bencilliği, dedikoduculuğu ve yalancılığı aynen yanardağdan fışkıran lav gibi tehlikeli, gizli birer düşmanmış gibi görüp uzak durmalıdır. Çocukça davranışlardan kendini arındırmalı, olgun düşünerek yaşamını disipline etmelidir. Toplumsal yaşam içersinde alternatif yaşam biçimini örmeli, mücadelenin kitleselleşmesi bağlamında emekçi kimliğini güçlendirmelidir.
Devrimci kadro, her zaman güler yüzlü olmayı başarabilmelidir. Gelecek güzel günleri yaratma kavgasında temsil ettiği sınıfa inat ve sebatla bilinç götürmeli, sınıfın devrimcileşmesini sağlayacak araçları oluşturmaya yoğunlaşmalıdır. Bilgiyi kendisine dost, bilgisizliğise düşman olarak görmelidir. Yerine getirebileceği sözleri vermeli, pratik içerisinde hata ve eksikliklerdense ders çıkarmasını bilmelidir. Mantıklı ve sabırlı hareket ederek yaşamında ilkeli ve insanlara da adaletli davranmalıdır.
Bana göre, dostluk ve yoldaşlık devrimin gerçek motor gücüdür. Dünyanın en ileri ve onurlu ilişki tarzıdır. Dünyada hiçbir şey yoldaşlığın yüreğindeki sevgi kadar sağlam bir sığınak olamaz. Bir devrimci eğer, yoldaşlarına ve dostlarına dost ve yoldaş olamıyorsa bu aynen can bedenden ayrı düşmesine benzer. Çünkü dostluk ve yoldaşlık en onurlu ilke ile mutluluğunda yaşam gıdasıdır. Sabır nasıl ki umudun temelini oluşturuyorsa dostluk ve yoldaşlıkta bu umudun zafere açılan kapısının anahtarıdır. Gerçek bir yoldaşlığı yaşayacak olursak bu Engels'in, Marks'a olan inancı, yoldaşlığı ve dostluğu gibi olmalıdır. İşte böyle gerçek yoldaşlıklar olmasaydı dünyada hiçbir güzellik yaratılamazdı. Yoldaşlığın ve dostluğun yüreklerindeki en güzel filiz, yoldaşlığa ve dostluğa olan sevgi filizidir. Yani, dünyada dostluğun ve yoldaşlığın yüreğindeki samimiyeti başkalarında bulmak mümkün değildir. Onun için hep söylüyorum bu dünyayı dünya olduğu için değil, içinde gerçek dostluk ve yoldaşlık topluluğu olduğu için seviyorum. Nasıl ki, devrim bir deniz ise yoldaşlık ve dostluk da onun incisidir.