| 09 Mayıs 2009
Mayıs Türkiye ve K.Kürdistan tarihinde baharlarıyla, kırçiçekleriyle, bendine sığmayan ırmaklarıyla değil darağaçları,katliamlarıyla, oluk oluk akan kanıyla hatırlanmaya başlar. 6 Mayıs 1972'de bu kanlı tarihin en vahşi ve en kahpe günlerinden biridir.Vahşidir çünkü insan denilen varlığın boynuna çekilen ilmiğin yine kendi türünden biri tarafından çekiliyor olması,kahpedir çünkü ülkesinin bağımsızlığı ve halkların özgürlüğü uğruna mücadele eden üç özge fidanın,insan evladının idamının yine bu ülkenin yönetici güçlerinin eliyle gerçekleşmiş olmasıdır.Ki bu yönetici-egemen güçler emperyalizme uşaklıkta sınır tanımayan türdendir. Uşaklıklarının gereği olarak emperyalizme karşı gelişebilecek her hareketi kanla bastırmayı onlara verilen bir görev olarak görmüşlerdir.Bu yanıyla bakıldığında 6 Mayıs ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesi yürüten yurtseverlerle,emperyalist uşaklar arasındaki hesaplaşma günüdür. Ezilen halkları,emekçileri temsil edenler ile emperyalizmin ve işbirlikçi finans oligarşisinin çıkarlarını temsil edenler arasındaki bu mücadelede dönemsel olarak kaybeden maalesef ezilen halklar olmuştur.Ve Deniz'in,Yusuf'un,Hüseyin'in şahsında darağacına çekilende ezilen halklardır. 68 kuşağının anti-emperyalist devrimci mücadelesinde ki kararlılık Türkiye gençliğinde de yansımasını Deniz Gezmiş'lerde,Mahir Çayan'larda ve İbrahim Kaypakkaya'larda buldu.TİP'den radikal devrimci bir kopuşla ayrılan gençlik hareketleri teorik olarak dar olmalarına rağmen pratikte toplumu etkiliyebilecek etkili bir güce dönüştüler. Üniversitelerdeki kitlesel eylemliliklerin yanısıra fabrikalardaki işçi direnişlerine ve köylülük eylemlerine de öncülük ettiler.Bir tarafta teorik çalışmalar üzerinde yoğunlaşarak ülkenin sosyo-ekonomik tahlilini ve devrimin sosyo-politik tespitlerini yapmaya çalıştılar.Tüm politik yetersizliklerine rağmen düşündüklerini davranışlarında uygulamaya çalışmaları halkların devrimci öncüleri olmaya yetmiştir ve bunu da hak etmişlerdir. İdeolojik politik tespitlerdeki Kemalist etkiler 20. yüzyıldaki ulusal kurtuluş mücadelerinin sol üzerindeki genel etkisinden kaynaklanmaktadır.Milli burjuvazinin bile ittifak kabul edildiği politik tespitlerden etkilenmemeleri o koşullarda mümkün değildi ve olmadı da.Heleki sınıfsal ayrışmaların ''kaynaşmış bir kütle'' bulamacıyla çarpıtıldığı doğallığında siyasal arena da muğlaklaştırıldığı Türkiye gibi ülkelerde temel çelişkiyi sınıf çelişkisi olarak koymak ve ona göre teorik tespitlerde bulunmak dönemin gençlik hareketleri için oldukça lüks kuramlar olurdu. 68 devrimci gençlik önderlerinin Dünya'nın başka ülkelerinde gelişen devrimlerden etkilenmeleri o koşullarda kaçınılmazdı.Bir tarafta Küba,bir tarafta Çin,Vietnam devrimlerinin yarattığı sinerjiden etkilenen devrimci gençlik bir taraftanda gelişen Kemalist iktidarlaşmadan etkilenmesi doğal bir gelişmedir.Bugünlerde ise sosyalizme düşmanlıklarıyla egemen sınıflara yardakçılık yapan Taraf,Zaman vb. gazetelerin köşe başlarını tutan,hayatları boyunca beleşten yaşamış zevatın 68 Devrimci önderleri hakkında çirkince sataşmalarını gözlemlemekteyiz.Denizlerin Kemalizm hakkındaki teorik yanılgılarını eleştirel değerlendirmeye tabi tutuyormuş gibi yapıp oradan devrimci-sosyalistlere vurmaya,gözden düşürmeye çabalıyorlar.İğreti bir örnek olarak Rasim O. Kütahyalı denen liboşun bu bağlamdaki cehaleti verilebilir. Kemalist iktidarlaşma sürecinin öncesinde Kuvayi milliye güçlerinin işgal karşıtı duruşları( 68 devrimci gençlik önderleri bunu anti-emperyalist direniş olarak tanımlamışlardır) devrimci gençlik hareketinin Kemalizme Küçük-burjuva devrimci bir rol biçmesinde etkili olmuştur.Özünde burjuva ideolojisi olan ve İttihat Terakki'den beslenen Kemalizmden kopuş olmasa da sorgulama İbrahim Kaypakkaya'da başlamıştır.12 Mart asleri-faşist darbeye kadar orduyu halkın ordusu gibi gören devrimci gençlik yanıldığını ta darbe öncesi ordunun kendisine yönelttiği faşist terörle görmüştür. Tutuklamalarda,sorgulamalarda,katliamlarda bir fiil ordu görev almıştır.Gerçekte o ordu emperyalist terör örgütü NATO'nun jandarması olduğu gün gibi açığa çıkmıştır.Nurhak'ta Sinan'ları,Kızıldere'de Mahir'leri,darağaçlarında Deniz'leri katleden ordunun rotası bu saatten sonra faşizmi Türkiye ve Kuzey Kürdistan'ın her tarafına yaymak oldu. 6 Mayıs bu yanıylada keskin bir kopuş olduğu gibi stratejik ve politik sıçrayışında önemli bir ayağıdır.Deniz'lerin Halk Kurtuluş Ordusu,Mahir'lerin politikleşmiş askeri savaş stratejisi,İbrahim'in Halk savaşı tespitleri bu sıçrayışın teorik olarak kuramsallaştırmasında TC ordusunun yarattığı faşist terör dalgası etkili olmuştur. Devrimci gençlik önderlerinin genel tespitlerinin derinleştirilmemiş olması devamcılarının 12 Eylül'e hazırlıksız yakalanmasında etkili olmuştur.Dar gurupçuluk,kısır örgüt anlayışı,kaba pragmatizm,başka merkezlerden alınan hazır reçeteler,politik yenilenmeden yoksunluk 12 Eylül yenilgisinide kaçınılmaz kılmıştır.Oysaki ellerinde muazzam bir devrimci miras ve birikimde vardı.Buna rağmen dağınık ve bölük pörçük karşıladılar 12 Eylül'ü.Teoride sıcak gelen enternasyonal-devrimci dayanışmayı pratikte uygulamada yetersiz kalışlarının bedeli ağır oldu. Mahir Çayan ve arkadaşlarının Deniz'lerin idamını durdurmak için Kızılderede giriştikleri eylem enternasyonal devrimciliğin canlı tarihidir.Yine Deniz'in dar ağacında '' Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği '' haykırışı birleşik devrimci mücadele çağrısı değilde nedir? 6 Mayıs ve 30 Mart enternasyonal devrimciliğin şafağıdır.Bu iki gün üzerine düşünmek,onlarca kitap yazmak,yüzlerce sonuca varmak demektir.Bu günleri anlamak teorik darboğazlığımızı,pratik yetmezliğimizi aşmak demektir.Kısacası bu iki gün teorik ve pratik bütünlüğün kendisidir.Yeni kuşak devrimcilerine düşen görev ise bu günlerin üzerinde doğru temelde yoğunlaşmak ve devrimci yenilenmeye yol açmaktır.Bu iki gün kesinlikle birbirinden ayrılmaz.Bu iki günün müthiş bir anlam bütünlüğü vardır.Birbirini tamamlayan birleşik bir cümle gibidir. Son dönemlerde burjuva ideologlarının Deniz'lerin idamıyla ilgili kaleme döktükleri ve timsah gözyaşlarıyla bezenmiş yazıları ise kaleyi içten fethetme anlayışıdır.Deniz'e masumiyet,Mahir'e suçlu kılıfı giydirilme çabaları devrimci saflarda bozgunculuk yaratma taktiğidir.Emperyalizmin onlara biçtiği dolarşörlük görevi,psikolojik saldırı görevidir. Onlara söyleyecek sözümüz şudur: Deniz ve Mahir kardeştir.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Ferhat Üçoluk /





